İletişim
TC Ayten Arı Oral 

Okuyup paylaşalım lütfen.

 
Sıtkı Demir 

OZANLARIMIZI TANIYALIM DELİ BORAN 1838–1900. Çorum’un Sarım bey köyünde doğdu. Çağdaşı olan bazı âşıkların şiirlerinden yola çıkılarak yaşadığı dönemi ilişkin belli ipuçlarına varılmaktadır. Ancak yine de verilen bu tarihler kesin değildir. Deli Boran hakkında verilen bilgilerin hiç birisi hemen hiçbir belgeye dayanmaz. Varlığı hakkındaki kanıtlar halk arasından derlenmiş antolojilerde ve araştırmacılar tarafından bulunmuş şiirler ile Pertev Naili Boratav’ın derlediğini söylediği iki menkıbeden ibarettir. Ne zaman yaşadığı ve doğduğuna dair bilgiler ise şiirlerinden çıkarılan sonuçlar ve Çorum’da halk arasından derlenen bilgilerden ibarettir. Bir deyişinde Gazi Osman Paşa'yı öyen sözlerinden 1878-1879 Osmanlı-Rus savaşı yıllarında yaşadığını kanıtlamaktadır. Çorum’un Sarımbey köyündeki yaşlılardan derlene bilgilere dayalı olarak ailesinin adının Çimenliler olduğu Maraş tarafından bir yerlerden gönderilerek iskan ettirilen Türkmenlerden oldukları bilgisine ulaşılmıştır. Bu durumda Deli Boran’ın Çukurova ve Gavurdağlarındaki 1864 yılında Derviş Paşa ve Ahmet Cevdet paşa tarafından sağlanan zoraki İskan politikası sonucu sonucu yerleşik hayat zorlanan Çimenli aşiretinin bir ferdi olduğu anlaşılır. Deli Boran’ın aşiretinin Fırat nehri ile Gâvurdağı arasındaki geniş bir alanda göçer olarak yaşayan göçer Türkmenlerden olduğu tahmin edilebilir. İskan sırasında henüz otuz yaşlarında olduğu ve ailesi ile birlikte Çorum Sarımbeyli’ye yerleştikleri Sarımbeyli’de iken öldüğü edinilen bilgiler arasındadır. Çorum’a yerleşmeye zorlanmadan önce aşiretiyle beraber bütün Çukurova’yı Fırat kıyılarına kadar gezmiş olduğu menkıbelerinden ve şiirlerinden de ortaya çıkar. Yağız atların sekişi Benli dilberler bakışı Fırat'ın coşkun akışı Benzer beş ay sellerine Çukurova’da türkülerinin yaşıyor, biliniyor ve menkıbelerinin anlatılıyor olması Çorum’a gitmeden önce yörede şiirleri ile tanınmış olduğunu göstermektedir. Deli Boran, Maraş yöresinde uzun süre kalmış, Çukurova ve Gavurdağlarında yaşamış sonra da aşiretiyle Çorum da iskan edilmişlerdir. Deli Boranla ilgili Gavurdağı ve Çukurova yöresinde anlatılan kısa halk hikâyeleri vardır. Bunlardan ikisini P. Nail Boratav derlemiştir. “ Alevi büyüklerine ve şairlerine dair menkabeler: Deli boran hakkında iki menkabe” [1] Deli Boran ve Çukurova’dan gelip Çorum’un Sarımbeyli’ye iskan edilen Çimenliler oymağının iskan edildiği köy ve bulunduğu vadideki köyler kuyumcu aşiretine aittir. ÇİMENLİLER ise Çukurova’daki Göçerli Kuyumcu aşiretindendir ve bu aşiret Çimenler olarak anılmaktadır. Sarımbeyli köyü bu oymaklardan oluşmuştur ve bu köydekiler hala da oymak adlarını bilmekte ve söylemektedir. [2] Bir şiirinde Tuna nehrini oldukça doğru bilgilerle anlatıyor olması Askerliğini Tuna serhatlarında yapmış olabileceğini düşündürtmektedir. Deli Boran bunu böyle dedi mi Bu su böyle akar mıydı kadimi Taşına koymuşum garip başımı Yolu serhatlere uğrar Tuna'nın Halk arsında derlenen bilgilerden Deli Boran’ın Sungurlu'lu Zeki,Yamadı'lı Sefil Ahmet,Yazır'lı Sefil Ali'le dostluğu ve arkadaşlığı olmuş, sözü edilen bu aşıklarla zaman zaman atışmalar yapmıştır. [3] Deyişlerini topladığı defteri ardıllarınca korunamadı. Halkın dilinden derlenen pek az deyişi kimi edebiyat tarihlerinde, antolojilerde ve dergilerde yayınlandı. Sarimbey’de öldü. Deli Boran hakkında ulaşılan bilgiler arasında üç peşli entari giyerek, dolaştığı serseri kıyafetler ve davranışlar göstererek yaşadığı bilgileri de vardır. Bu şekilde yaşadığı şiirlerine de yansımıştır. Deli Boran benzin solmuş Boğazına zıkkım dolmuş Döğe döğe gömgök olmuş Kana kesmiş döşün senin Deli Boran’ın bu köyde evlendiği, çocuklarının ve torunlarının olduğu bilinse de köydeki muhtemel torunları dedeleri ve şiirleri hakkında pek bir şey bilmemektedir. Bazı şiirlerine Cönklerde (mecmualarda) rastlanılmaktadır. ________________________________________ ŞİİRLERİNDEN SEÇMELER RIŞVAN VEZİRİSİN Sen Rışvan vezirisin Urumlu Şamlı Altı kısrağın kulunlu taylı Seksen küheylanın onlardan ayrı Benim gibi elli seyis az düşer Sen Rışvan oğlusun zatı yektasın Karun eder aşığı verdiğin vergin Arap at altında elinde kargın Çıngırdaklı kollarına baz düşer Sen Rışvan oğlusun Urum'dan Şam'a Gezdin dört köşeyi sana az düşer Ben Antep çalgısı beş kara düzen Konağına en alışkın saz düşer Atlar çekiliyor şol koca handan Kılıcın kabzası boyanır kandan Efendim Küpeli'yi dilerim senden Aşığına böyle cömert söz düşer Seyret efendim ördeğe kaza Şahinim konarsın turnaya kaza Kaşı kara esir oldu Sıvas'a Bugün bahar ayı yarın güz düşer Boran'ım söylüyor neyleyim naçar Kalmaz bu kara gün tez gelir geçer Aşıklar sazını eliyle açar Aşığına böyle cömert söz düşer HUMA KUŞU Göğde uçan huma kuşu Ne bilir dalın kıymatın Kargayı dala kondurmam Ne bilir elin kıymatın Kahvelerde laf atanlar Gerçeğe yalan katanlar Sonra beyliğe yetenler Ne bilir gülün kıymatın Çift sürüp bider ekmeyen Meydana sofra dökmeyen Arıya hizmet etmeyen Ne bilir balın kıymatın Bunu diyen Deli Boran Küçükcekten yetim kalan Bir görmeye deve veren Ne bilir malın kıymatın KARA GÖZLÜM Gene bulandı da yüzü havanın Şahan gezer sulağında turnanın Top kara perçemli güzel sevenin Can cefa götürmez hey kara gözlüm Güzeli sevmesin ne bilir ahmak Ona mı yaraşır cemale bakmak Fırsatın düşürüp yanaktan öpmek Can cefa götürmez hey kara gözlüm Beni del’eyledi kaşınan gözler Taramış zülfünü gerdana düzler Kehribar dudak da balaban yüzler Yüzünü yüzüme sür kara gözlüm Der ki Deli Boran da aslın soyusa Belin ince ise usul boyusa Aşığa verdiğin bahşiş buyusa Vallahi billahi az kara gözlüm KALMAMIŞ Arzulayıp seni görmeğe geldim Yüzünde evvelki nurun kalmamış Evvel uğrun uğrun işmar ederdin Şimdi söylemeğe dilin kalmamış Böyle olduğunu bilsem gelmezdim Öğüt versen ol öğütten almazdım Bahçen mâmur deyi gelip girmezdim Senin yol olmadık yerin kalmamış Boran'ım der geldim ise giderim Bağıban değilim bağı n'iderim Varır bir fidana hizmet ederim Dökülmüş yaprağın, gülün kalmamış Bugün Bir Vezirin Vekili Sensin Bugün bir vezirin vekili sensin Çekildim yanına car deyi geldim Ya merhamet eyle ya lutfet öldür Aşıkın muradın' ver deyi geldim Çekilsin askerin açılsın bahtın Bin yıl akmalı Erşivan tahtın Nice kulları da odlara yaktın Sende bir keramet var deyi geldim Gelin seyredelim bahara yaza Ötüşen ördeğe çağrışan kaza Kalk gidelim nizam kurdu Sivas'a Kendirim boynuma dar deyi geldim Gözümden akıttım kan ile yaşı Varıp düşündüğüm salının taşı Gönlünüz olursa görün bu işi Leylâ'yı Boran'a ver deyi geldim Çıktım Yücesine Baktım Çıktım yücesine baktım Baktım Mumbuç illerine Eğbez eğbez evler konar Yücesine bellerine Halise'nin gülü kokar Kızlar yanağına sokar Sacur derler bir su akar Gövel döner göllerine Mumbuç derler bir şar imiş Ağalık beylik yer imiş Doru küheylânı varmış Kurşun değmiş kollarına Yağız atların sekişi Benli dilberler bakışı Fırat'ın coşkun akışı Benzer beş ay sellerine Kola vururlar burmayı Göze çekerler sürmeyi Şahin neylesin turnayı Havas olmuş tellerine Bunu diyen Deli Boran Sevdiğine meyil veren Top top olmuş ağca ceren Gider garbî yellerine Evvel Bahar Yaz Ayları Gelende Evvel bahar yaz ayları gelende Akar boz bulanık seli Tuna'nın Bülbüller ötüşür bahçelerinde Gülü burcu burcu kokar Tuna'nın İlkbaharda dalgalanıp coşmuşum Analar ağlatıp kanlar saçmışım Ataman dağından yollar açmışım Yolu serhatlere uğrar Tuna'nın Kimse bilmez nerde Tuna'nın başı Eksik olmaz yalısının döğüşü Akıttı gözünden kan ile yaşı Gölleri leşilen doldu Tuna'nın Tuna derler yerde sürünür yüzü Arzulanıp gider Karadenizi Cemreler düşünce çözülür buzu Denizle cengi var deli Tuna'nın Deli Boran bunu böyle dedi mi Bu su böyle akar mıydı kadimi Taşına koymuşum garip başımı Yolu serhatlere uğrar Tuna'nın Gam Yiyip Ağlama Divane Gönlüm Gam yiyip ağlama divane gönlüm Daima bu dünya başa dar olmaz Hakkın kelamını bırakma dilden Haktan özge bir adama yar olmaz Tavlada bağlıdır yiğidin atı Aslı pak olanın söylenir zatı Altına batsa da eyi olmaz kötü Aslı ham demirden cevahir olmaz Atı olan ata biner atlanır Er yiğitler her cefaya katlanır Yiğit gölgesinde yiğit saklanır Kötünün gönlünde misafir olmaz Deli Boran bilin cümleden gani Hem yaratır alır Allah bu canı Sen kendini yokla nefsini tanı Boğaz kırk boğumdur dilde sır olmaz Gökte Doğan Yıldız ile Ay İse Gökte doğan yıldız ile ay ise Sorarlar aslını eğer soy ise Âşıka da bahşişçiğin bu ise Vallahi billahi az kara gözlüm Mail oldum yüzün ile ağzına Kara hattat sürme çekmiş gözüne Taramış zülfünü dökmüş yüzüne Tara zülfünü de düz kara gözlüm Selâm ver de selâmını alayım El kavşurup divanına durayım Ben kapında kulun kölen olayım Hep sana ettiğim naz kara gözlüm Hesap ettim on yedidir yaşını Akıtayım gözlerimin yaşını Koy dizimin üstüne de başını Bir bir düğmelerin çöz kara gözlüm Haydi Bire Deli Gönül Haydi bire deli gönül Alevden mi dışın senin Haydi bire deli gönül Alafırcık işin senin Yardan sana sade cefa Sen de bol bol od ver bana Bozarmış hep yana yana Kanlı kızıl başın senin Kalan her kucakta gezme Rüzgarlardan hile sezme Vara yoğa gönül çezme Bine varmış yaşın senin Deli Boran benzin solmuş Boğazına zıkkım dolmuş Döğe döğe gömgök olmuş Kana kesmiş döşün senin İncil, Kur'an, Zebur Olsan İncil, Kur'an, Zebur olsan Açmam seni şimden kelli Âb-ı kevser suyu olsan İçmem seni şimden kelli Has bahçenin gülü olsan Beyaz oğul balı olsan Lâle mercan inci olsan Seçmem seni şimden kelli Eğer bir ulu kuş olsan Cümle güzele baş olsan Baha yetmez kumaş olsan Biçmem seni şimden kelli Boran der Hakk'ın muradı Sözün özüme yaradı Olsan cennetin sıratı Geçmem seni şimden kelli Kadir Allahım Kadir Kadir Allahım kadir Kullara verme bu derdi Ben çekerim ben bilirim Düşmana verme bu derdi Çeken bilir derdi çeken Ne bilir geriden bakan Cuş edip de bendi yıkan Sellere verme bu derdi Deli gönül menekşeden Dertler gelir dört köşeden Yeller eser her meşeden Dallara verme bu derdi Deli Boran yakar yıkılır Kül olup yere dökülür Urum'dan Şam'a çekilir Bellere verme bu derdi BOZLAK Uzak yoldan geldim hasretim için Hani nerde Babam Muharrem nerde Yaralı Bülbül'üm ses vermez niçin Yüreği yanığım o Kerem nerde O garib gönüllüm dertli bakışlım Feleğin elinde sinesi daşlım Yüreği yaralım gözleri yaşlım Gönül evi yıkık viranım nerde Okula gitmedim bu dert benimdir Hemi benim derdim hem Babamındır Hemi Babam hemi öğretmenimdir Garibim dersimi verenim nerde Fet olurdu feryadını dinleyen Feryadı içinde derdi anlayan Kuşlar gimi viranede ünleyen Ecinnice deli Buranım nerde OLSUN Terk-i diyar edip gidiyom gayrı Gülsün yarenlerim ürüşan olsun Bir sitem süreyim özüme bari Bu yâre sinemde bir nişan olsun Hak nasip ederse yolun sağına Minnet etmem ağasına beyine Uğramayım her cahilin bağına Girsin yad elleri gülüşan olsun Deli Boran kisbim oldu kar bize Ben bülbülüm mesken oldu zar bize Dede Karkın olur ise yar bize Varsın cümle cihan hep düşman olsun YA ALİ Kandil baba çıkmış kendi köşküne (1) Elvan Çelebi’ye varır müşkile (2) İmam Hasan Hüseyin aşkına Bağışla günahım mürvet ya Ali Kutluk Baba Sultan Yanıcak’ta yatar (3) Zeynel Abidin’den dem alır satar İhsan et kuluna bir himmet yeter Bağışla günahım mürvet ya Ali Hadır Dede Sultan gün gibi şakır (4) Eşiğine yüzümü sürdüm çok şükür Nesli Ali evladı Muhammed Bakır Bağışla günahım mürvet ya Ali Kum Baba Sultan’a süreyim yüzüm (5) Destüm-ü damanım aşk-u niyazım Koyun Baba sultan Musa’yı Kazım (6) Bağışla günahım mürvet ya Ali İbik Eren’lere dest-ü damanım (7) Haydar-ı kerrar’dır dinim imanım Askeri'yle Mehdi tendeki canım Bağışla günahım mürvet ya Ali Kızıl Deli Sultanı severim candan Ayırma kulunu dinden imandan Her dem her saatte umarım senden Bağışla günahım mürvet ya Ali Hüseyin Gazi'nin doğrudur yolu (8) Günahkar DELİ BORAN Kapıyın kulu Alemin Umudu Pir Bektaş Veli Bağışla günahını mürvet ya Ali,

 
TC Kenan Kurum