İletişim
Mehmet Arsun 

paylaştı. 6 saat · Atatürk Döneminde Torpil Nasıl Yapılırdı? Yıl 1934, o dönemde Milli Eğitim Bakanlığı Ulus'tadır. Bakan ise Niğdeli Abidin ÖZMEN'dir. Bakan, makamında çalışmaktadır. Kapi çalınır. Bakanin gür sesi "giriniz" der. ATATÜRK'ün Yaverlerinden biri, yanında iki çocukla makama girer. Hoşbeşten sonra Yaver, Bakan Abidin ÖZMEN'e bir zarf uzatır. ATATÜRK'ten gelen bir mektuptur bu: "Bay Abidin ÖZMEN, Milli Eğitim Bakanı...." Abidin ÖZMEN zarfi özenle açar ve mektubu dikkatle okur: "Yaver bey'le, size iki fakir ve kimsesiz çocuk gönderiyorum. Bu çocukları, uygun göreceğiniz, bir liseye (parasız yatılı olarak) kaydını yaptırıp..." Bu ATATÜRK'ün bir emridir. Kesinlikle yerine getirilecektir. Bakan Abidin ÖZMEN, ortaöğretim genel müdürü'nü çağırtır ve şu direktifi verir: "Yaver bey'in yanindaki bu iki çocuğun evrakını alınız ve bu çocukları Haydarpaşa lisesine paralı yatılı olarak kaydını yaptırıp, her ikisi için de üçer yıllık paralı yatılı makbuzlarının 'veli ve ödeyen' hanesine ATATÜRK'ün ismini yazdırarak bana getiriniz" der. Bakanın emri yerine getirilir. Abidin ÖZMEN de kısa bir mektup yazarak, Yaver bey'le ATATÜRK'e yollar. Mektubun içeriği şöyledir: "Muhterem ATATÜRK, Yaver bey'le göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkında emirlerinizi aldım. Ancak, arkasında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve Cumhurbaşkanı ATATÜRK gibi birisi bulunduğu için; bu iki çocuğu fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme, hem yasalarımız, hem de mantığımız izin vermedi. Bu nedenle her iki çocuğun da emirleriniz gereği Haydarpaşa Lisesi'ne paralı yatılı olarak kayıtlarını yaptırdım. Çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait makbuzları ekte takdim ediyorum..." ATATÜRK bu mektup üzerine, devrin Başbakani İsmet İnönü'ye telefon ederek: "Bak" demiş, "Senin Milli Eğitim Bakanın bana ne yaptı" diyerek olayı anlatmış. İnönü, Bakan'ı adına özür dilemiş. ATATÜRK: "Yok" demiş "özür dileme. Çok memnun oldum. Keşke her devlet adamı bu medeni cesarete sahip olabilse ve gösterebilse..." Bu anı Yüksek Mimar H. Rahmi ÖZMEN'in amcası, M.E.B. Bakanı Abidin ÖZMEN ve ATATÜRK arasında geçer. Tarihi değeri olan ve hiçbir yerde yayımlanmayan bu anının unutulup gitmesine gönlü razı olmayan Bakanın yeğeni H. Rahmi ÖZMEN 15.08.1985 günlü bir mektupla gazeteci yazar Vahap Okay'a iletir. O da 15.09.1985 tarihli KOLAY İLAN adlı gazetesinde yayımlar. Bu kaynaktan alınmadır. (Cumhuriyet - 09.01.2002) -Sadık Tarih Tarih Atatürk Döneminde Torpil Nasıl Yapılırdı? Yıl 1934, o dönemde Milli Eğitim Bakanlığı Ulus'tadır. Bakan ise Niğdeli Abidin ÖZMEN'dir. Bakan, makamında çalışmaktadır. Kapi çalınır. Bakanin gür sesi "giriniz" der. ATATÜRK'ün Yaverlerinden biri, yanında iki çocukla makama girer. Hoşbeşten sonra Yaver, Bakan Abidin ÖZMEN'e bir zarf uzatır. ATATÜRK'ten gelen bir mektuptur bu: "Bay Abidin ÖZMEN, Milli Eğitim Bakanı...." Abidin ÖZMEN zarfi özenle açar ve mektubu dikkatle okur: "Yaver bey'le, size iki fakir ve kimsesiz çocuk gönderiyorum. Bu çocukları, uygun göreceğiniz, bir liseye (parasız yatılı olarak) kaydını yaptırıp..." Bu ATATÜRK'ün bir emridir. Kesinlikle yerine getirilecektir. Bakan Abidin ÖZMEN, ortaöğretim genel müdürü'nü çağırtır ve şu direktifi verir: "Yaver bey'in yanindaki bu iki çocuğun evrakını alınız ve bu çocukları Haydarpaşa lisesine paralı yatılı olarak kaydını yaptırıp, her ikisi için de üçer yıllık paralı yatılı makbuzlarının 'veli ve ödeyen' hanesine ATATÜRK'ün ismini yazdırarak bana getiriniz" der. Bakanın emri yerine getirilir. Abidin ÖZMEN de kısa bir mektup yazarak, Yaver bey'le ATATÜRK'e yollar. Mektubun içeriği şöyledir: "Muhterem ATATÜRK, Yaver bey'le göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkında emirlerinizi aldım. Ancak, arkasında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve Cumhurbaşkanı ATATÜRK gibi birisi bulunduğu için; bu iki çocuğu fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme, hem yasalarımız, hem de mantığımız izin vermedi. Bu nedenle her iki çocuğun da emirleriniz gereği Haydarpaşa Lisesi'ne paralı yatılı olarak kayıtlarını yaptırdım. Çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait makbuzları ekte takdim ediyorum..." ATATÜRK bu mektup üzerine, devrin Başbakani İsmet İnönü'ye telefon ederek: "Bak" demiş, "Senin Milli Eğitim Bakanın bana ne yaptı" diyerek olayı anlatmış. İnönü, Bakan'ı adına özür dilemiş. ATATÜRK: "Yok" demiş "özür dileme. Çok memnun oldum. Keşke her devlet adamı bu medeni cesarete sahip olabilse ve gösterebilse..." Bu anı Yüksek Mimar H. Rahmi ÖZMEN'in amcası, M.E.B. Bakanı Abidin ÖZMEN ve ATATÜRK arasında geçer. Tarihi değeri olan ve hiçbir yerde yayımlanmayan bu anının unutulup gitmesine gönlü razı olmayan Bakanın yeğeni H. Rahmi ÖZMEN 15.08.1985 günlü bir mektupla gazeteci yazar Vahap Okay'a iletir. O da 15.09.1985 tarihli KOLAY İLAN adlı gazetesinde yayımlar. Bu kaynaktan alınmadır. (Cumhuriyet - 09.01.2002)

 
Aysel Keskin 

 
Merve Karaman 

 
Ayşecik Çelikel Yüksel 

Paylaşmak güzeldir...

 
Hakan Çağlar 

 
Veli Acar 

seni hep sevecem aşkım sana söz yenisinin sıcaklıgını hissedene kadar

 
Ismail Güler 

 
Ismail Güler 

YENİ YAZI DİZİSİ MENEMENCİ OĞLU BÖLÜM 11 Hiçbir zaman doğanın acı gerçekleri karşısında boyun eğmiyorlar her ne olursa olsun kendilerinde bir dayanma ve başarma gücü buluyorlardı. Hiçbir zaman yoksullukları nedeniyle hayata küsmemişler ve azimle hayat mücadelesini devam ettirmişlerdi. Ayşe kadın ile kocası Çiftçi Kamil yine bu dayanışma örneklerinden birini veriyorlardı. Parayı bulan Kamil; − Haydi, garı ben gedip hu parayı vereyin” diyerek evden çıktı. Çarşıya vardığında Bakkal Mahmut henüz dükkânı açmamıştı bile. Doğruca Veli Dayı’nın kahvehanesine gidip bir köşeye oturdu. Her zamanki gibi Veli Dayı sabahın üçünde kahveyi açıp çayı çoktan demlemişti. 10 Veli Dayı, yetmiş yaşlarında, ak saçlı, iri burunlu, avurtları içine çökmüş, elmacık kemikleri çıkmış, kahverengi gözlü biriydi. Uzun boylu olduğu için beli hafiften bükülmüştü; − Buyur Kamil Efendi ne içersin?” diye sordu. Kamil; − Bir çay alayım Veli, hani hiç kimse yok oyu? Dedi. Veli Dayı; − Gelirler az sonra sen merak etme” dedi. – Yooo ne merak edecemkina hani kimse yokda ondan dedim işte laf olsun canım. − Eyi öyleyse ben hindik senin çayını getiririm. − Getir, getirde içelim. − Tamam, − Bakkal Mahmut ne zaman açar kina? – Ne oldu sabahın köründe gözün mü düştü be Kamil? Otur çayını iç onun gelmesine daha çooook var. Hemi ne yapacaksın bakkalı bişey mi ilazımıdı? − Bişey almaycamda azıcık borcum varıdı onu ödeyecem. − Ohooo o! Yahu ne vapur geldi ne kervan geldi. Parayı nerden buldun? Balık öldürdün desem dinamid de atmazsın. – Aman işte bulduk bi yerden. – Selamün aleyküm ağalar. − Va aleyküme selam Kemal Efendi Hayırlı sabahlar. − Aleyküme selam hayırlı sabahlar Kemal. Kemal otuz yaşlarında uzun boylu, esmer, Kara saçlı, karakaşlı, iri si-yah gözlü, oldukça fotojenik bir simaya sahipti. Kahvedekilere bakarak; Devam edecek İSMAİL GÜLER

 
Veli Acar 

aşk dedigin iki insanın menfatı oldugu sürece birbirine iyi davranmasıdır öyle olmasa sonunda kin ve nefrette olmaz cana kıymaz seveceksenizde menfaatsiz riyasız sevinki hep iyi anılarınız olsun

 
TC Eyup Gokceimam 

 
Yiğit Tatarhan 

 
Erhan Bayhan 

 
TC Derya Ekşi