İletişim
Fatma Penbedil 

 
Sait Yılmaz 

 
Şerif Hanim Aköz 

Ana dilim güzel Türkçem.

 
Gökhan Gültekin 

 
Aydin Aslan 

Terzi ilkokulumuzu boyadık emeği geçen müdürümüz Samet terzi,turgay açar, Kadir Akkaya,zeki candan,fatih açar,isa açıkgöz,aydın Aslan,baki Aslan, emeği geçen, katkıda bulunan ismini unuttumuz,okul aile birliğimize ve okulumuza katkıda bulunan değerli veli, köylümüz, ve kişi kurumlara teşekkür ederiz

 
Emin Aslan 

 
Metin Alarçin 

 
TC Özlem Akşakar 

 
Hakan Muti 

TEKERLEME NEDİR? (Bu yazıyı çocuklarınızla birlikte okumanızı öneriyoruz.)

 
Mürsel Şimşek 

 
Ali Aydemir 

GEYİKLİ BABAYI TANIYOR MUYUZ? Gönüllere taht kuran, yol göstererek liderlik yapan, İslam'ı tanıtan ve yayan o kadar çok Allah dostu var ki; bunları araştırmak, tanımak, tanıtmak, efsanelerini dilden dile yaymanın bir borç olduğunu bilenlerdenim. Mucur ve çevresinde yıllar önce yaşamış, tarihe damga vurmuşlar da biriside Geyikli Baba’dır. Hacı Bektaşı Veli’den aldığı feyizle, ahilik geleneklerinden elini, dilini, belini bağlı, kapını, gönlünü ve sofranı açık tut prensiplerini işleyen velilerden dir. Geyikli Baba bazı kayıtlara göre 1250-1350 yılları arasında yaşamış bir mutasavvıftır. Mezarı,Geycek Köyü, yakınlarında ki Kırlangıç Dağı’nın üzerindedir. Kırşehir Merkez ilçeye 36 km.Mucur Merkez ilçeye 12 km mesafededir.Mezar,Geycek Köyünün yaklaşık 2 km güneyinde yüksek tepeler üzerinde iki tepe arasında yer almaktadır. Geyikli Baba ve Geyiğine ait olduğu bilinen ve çevreden toplanan moloz taşların uzunluğuna yığılmasıyla yaklaşık 5 metre genişliğinde 2 metre yüksekliğinde iki mezar oluşturulmuştur.Mezara çıkış, Geycek Köyü tarafından yeni açılmış toprak stabilize yol ile sağlanmaktadır.Mezarla ilgili derlenen çeşitli rivayetler bulunmaktadır. Mezarların 300 metre doğu tarafında belirgin biçimde bir tepecik yer almaktadır.Roma dönemine ait önemli bir kültür varlığı olarak korunması gerekli olan ve bölgeye tarihsel anlam veren bu kültür varlığının üzerinde çok sayıda ve geniş açılmış kaçak kazı çukurlarıyla ileri derecede tahrip edildiği görülmektedir.Ayrıca yine çevrede irili ufaklı birçok tepeciğin varlığı dikkati çekmektedir. Geycek Köyü, adından anlaşılacağı üzere adını, bazı rivayetlere göre, Geyikli Babadan almıştır. Geycek, Baba ve geyiğine ait olduğu belirtilen mezarın olduğu tepe çevreye oldukça hâkim durumdadır. Mezarın kuzeyinde Seyfe Gölü Havzası düzlükleri ve tepenin güneyinde Kızılırmak Havzası düzlükleri uzanmaktadır. Ayrıca mezarın bulunduğu tepe ve çevresi bir takım ilgi çekici coğrafi yükseltilerden meydana gelmiştir. Cazip, verimli bir bozkır manzarasının güzelliği dikkati çekmektedir. Turizm bakımından da önemli bir yere durumundadır. Ağaçlandırma yapmaya ve mesire yeri olarak kullanılmaya elverişlidir. Dağlara yapılan rüzgârgülleri sayesinde oraya yapılan yollar da kullanışlı bir durumdadır. Bazı yaşlıların anlatışlarına göre o dağların tamamen ormanlık olduğu ve bu ormanlığın Timur istilasında tamamen yakıldığı söylenmektedir. Biz küçükken, dedem buranın orman olduğunu ve bu dağın altında büyük su kaynaklarının bulunduğunu söylerdi. Buralara sondaj vurulduğunda Mucur ve çevresinin bol suya kavuşacağına ben de inanıyorum. Kırlangıç Dağı’nın zirvesinde Kasrı Dev Kuyusu adı verilen bir taş kuyuyu bende gördüm. Bir taş attığımızda taşın kuyunun yan taşlarına çarpa çarpa indiğini izledim. Bazı yaşlılar, bu kuyunun Mucur’daki bazı inlerle bağlantılı olduğu anlatmaktadırlar. Kırlangıç Dağı’nın eteğinde tarlamız olduğu için kenger kazmaya dağa çıkardık. Tarlanın yanından kaynak suyu akardı. Dağa baktığımızda bizlere bir güven verirdi. Geyikli Baba Mezarlığının, Kırşehir ve Aksaray sınırları arasında bulunan Yunus Emre Mezarı ve çevresi gibi yapılacak bir yer olarak görüyoruz. ”Milli Park” olarak yapılabilme imkânları da vardır. Yunus Emre yazdığı şiirlerden bazılarında Geyikli Baba’dan bahseder. Orhan Gazi devrine kadar ulaşmış bir mutasavvıf Geyikli Baba için Yunus şunları söylemektedir: Geyikli Baba bize bir kez nazar kılaldan, Hâsıl oldu Yunus’a her ne ki vayesidir. Geyikli’nin ol Hasan söz eyitmiş kendüden, Kudret dilidir söyler kendünün söz nesidir. Germiyanoğlularından bir bey olduğu tahmin edilen SeydiBalum, Geyikli Baba’ nın muhasiplerindendir. Yunus, Seydi Balum ilinden kendisine misafir dervişlerin geldiğini bildirmektedir. Seydi Balum ilinden, şeker tamar dilinden, Dost bahçesi yolundan, eve dervişler geldi. GeycekliÂşık Hasan Nebioğlu’nun Geyikli Baba, Çarıklı Baba ve Hamza Baba hakkında anlattıklarını kısaca sizlere nakledeyim: 2.Murat Bağdat’a giderken şu anda virane olan Kabadurak’a (Kabadurak o zaman kadılıkmış) uğramış,orduya silah çattırmış, asker yemek yiyecek aksakallı bir ihtiyar peydah olmuş.Bu ihtiyar Kabadurak’lıymış -Şevketlim askerin erzağını bugün ben temin edeyim demiş. Padişah bu duruma bakmış.Ayağı çarıklı sefil bir köylü: -Hadi götürde birkaç askeri yemekle,demiş. -Hayır, padişahım ben zenginim tüm orduyu doyururum, demiş Bir kazan pilav pişirtmiş. Birde arpa ambarı açmış. Asker pilavı yiyip yiyip çekiliyor, pilav tükenmiyor. Arpalar ölçülüp ölçülüp gidiyor, arpa tükenmiyor. Padişahın hoyratlarına gitmiş. Padişah durumu anlamış. -Gel bakalım Çarıklı Baba! Deyip elini başına koymuş.” Sen buranın büyük adamısın. “ Demiş. Bunlar üç kardeşmişler, Çarıklı Baba olmuş bunun adı. Asıl adı Halil Rahim’ miş. Kardeşlerinin birisi Kızılkağıyeniyapan’ la Kıran arasında Kızıldağ denilen yerde yatıyor. Adı, Hamza Babadır. Birisi de, şimdiki Geycek Köyü’nün üstündeki dağın boğazında yatan Geyikli Dede’ dir. Geyikli Dede denmesinin nedeni; eski zamanlarda Kırlangıç Dağı, ufak, neşeli bir ormanmış. Bu kardeşler Kabadurak’ ta iken buraya yaya çıkarlarmış. Bahçeleri, tarlaları varmış. Bahçeleri, tarlaları gece sürer, hallederlermiş. Bunların öküzü, filanda yokmuş. “Bu kimin öküzü ile sürüyor diye merak edip bakmışlar ki; iki geyik gelir, onları koşarmış çifte. Geyikli Baba adı oradan kalmış. Bunlar Hacı Bektaşi Veli’nin müritleri imişler. II. Murat Bağdat’a giderken, İlicek Köyü’nde, Hacı Bektaş Çelebisine,” Kabadurak’ta iyi adamlar var, orası senin vakfın olsun”. Demiş. Bu vakıf 7. Çelebi, Elvan Çelebi’ye kadar sürmüş. Bu iyi adamlar ölünce vakfı vermemişler. Elvan Çelebi Yozgat’taki Çapanoğlu’na müracaat etmiş. Çapanoğlu, Kabadurak’ı dağıtmış. O dağılan hanelerden biri de Kurugöl’e düşmüş. Çavuş Dayı isminde onun torunlarından birisinin ismi de, Garip Onbaşı’nın hanımı, Cennet’miş. Âşık Hasan âşıklığının ilk yıllarında Kırlangıç Dağı’nda çok gezermiş. Sen bu dağda ne arıyorsun”? Diyenlere; şiirle şu cevabı verirmiş. Kırlangıç Dağı, her dağların üstünü, Nice evliyalar sermiş postunu, Âşık Hasan dağda bulmuş dostunu, Hacı Bektaş yakın, bir ulu tekke, Orada görülür, Medine, Mekke. Hz. Mevlana büyük din eri, Sultan Saray, evraklar yeri, Hacı Bektaş Veli, şıhların piri, Hacı Bektaş yakın bir ulu tekke, Orada görülür Medine, Mekke. Çıktım idi Kırlangıç’ın başına, Kurugöl göründü, bir yeşil özde, Selvi kavakları serpilmiş göğe, Yemyeşil bahçeleri yaslanmış düzde. Hacı Bektaş yakın, bir ulu tekke, Orada görülür, Medin, Mekke. Evvel bahar gelir, gülleri açar, Yavru şahin, üstünden uçar, Nevşehir, Adana’ya yolları geçer, Hacı Bektaş yakın bir ulu tekke, Orada görülür, Medine, Mekke. Hindili Gediği Obruk’ u aşar, Yatan Geyik Dede, bir beni beşer, Abu hayat suları, baharda taşar, Çekilir semaya telin Kırlangıç. Lapuroğlu Çeşmesi, emir gazeli, Kırlangıç Dağı, haritada yazılı, On beş avcı geçti, yanı tazılı, Kalkmaz tavşanlar, yuvada yatar, Ahmet’le, Fikret, uçara atar. Geyikli Baba, Orhan Gazi zamanında Bursa’nın fethi sırasında yardıma gelmiştir. Orhan Gazi bir imaret yaptırır.Bursa’nın fethinden sonra Sultanın emri ile davet ederler. Geyikli Baba bu davete rıza göstermez. Bir zaman Geyikli Baba dergâhının yanından bir ağaç dalı keserek, padişahın sarayının avlusuna girip dalı diker. Sultan dikilen ağacı görünce bunu dikenin Geyikli Baba olduğunu anlar. Geyikli Baba padişaha dönüp; “Bu hatıramız burada kaldığı müddetçe, dervişlerin duası senin ve neslinin üzerindedir. Senin neslin ve devletin bu ağaç gibi kök salacak, dalları çok uzaklara ulaşacak, evlatların dini İslam’a çok hizmet edecekler.“ deyip; “ Kökü sabit, dalları ise göktedir.” Geyikli Baba geldiği gibi gider. Diktiği ağaç ulu bir çınar olur. O ağacın bu gün Bursa’da Hazreti Üftade’ye giden Kavaklı Caddedeki çınar ağacı olduğu söylenmektedir. Bursa fethinden sonra Geyikli Baba ve Abdal Musa Hacca giderler. Abdal Musa Hac dönüşü Antalya’nın Elmalı ilçesine yerleşir ve insanlara yardımcı olmaya devam eder. Geyikli Baba ise, Hac da kalarak Peygamber Efendimizin Türbesine 7 yıl bekçilik eder. Günlerden bir gün rüyasında Peygamber Efendimizin kızı Fatma validemizi görür. Rüyasında Fatma Validemiz, artık görevini Anadolu da devam etmesini, insanlara yardımcı olmasını ve İslam’ın yayılmasına katkıda bulunmasını ister. Yunus Emre, Âşık Paşa ve Ahi Evran gibi Geyikli Baba’da Kırşehir’e gelmiştir. Geyikli Baba Mucur’un Geycek Köyü’ne yerleşmiştir. Geyikli Baba çiftçilik yapmaya başlar. Öküzleri olmadığı için sapana kendisini koşarmış. O zamanlar Kırlangıç Dağı orman olduğundan dağdan bir geyik gelir, sapana koşulup akşama kadar çifti sürer, geyik tekrar ormana dönermiş. Bu durum yıllarca böyle devam etmiş. Geyikli Baba ile geyik arasında dostluk iyice pekişmiş. Geyik sütünü sağdırıp geri ormana dönermiş. Kurulan dergâhta Geyikli Baba çevresindekilere İslami kuralları öğretmek için çaba gösterirmiş. Abdal Musa ile aralarında geçen bir efsaneyi de sizlere buradan nakledeyim. Abdal Musa bir müridi ile pamuğa sarılı bir ateş gönderir. Geyikli Baba’da bir helke içerisinde geyikten sağdığı sütü buna karşılık verir. Mürit bu durumu anlamaz ve Abdal Musa’ya sorar: Abdal Musa; “Benim gönderdiğim pamuğun içinde ateş var idi, elinde, pamukta yanmadı. Geyikli Baba’nın bana gönderdiği süt ise, bir geyiğin sütüydü.” Der. İyice şaşıran mürit sorar: “Hanginiz daha büyük ilime sahipsiniz” demesi üzerine, Abdal Musa; “Ateşle, pamuğa hükmetmesi kolaydır. Ama yabani bir hayvana hükmetmek daha zordur. Geyikli Baba benden bir kademe daha üstündür.” Cevabını veriyor. Geyikli Baba için anlatılanlar bununla kalmıyor. Ebabil kuşlarını havada suladığı, aslan postuna bürünüp, avcı ve diğer yırtıcı hayvanlardan geyikleri koruduğu anlatılmaktadır. Yıllar geçer Geyikli Baba’nın hizmetlerine koşan geyik ölür. Kırlangıç Dağının güneyine düşen tepeye mezar kazıp defneder. Çevresindekilere de; öldüğünde mezarının geyiğin mezarının yanına konmasını söyler. Birkaç yıl sonrada Geyikli Baba vefat eder. Vasiyeti üzere geyiğin mezarının yanına mezara konulur. İkisinin de taşlarla yığılı mezarları yan yanadır. Anlatılan bir efsanede, o yıllarda büyük bir depremin olması, Obruk çöküntüsünün meydana gelmesi ve Sarnıç adlı bir şehrin yok olması anlatılmaktadır.Kurugöl’ün bulunduğu yerlerdeki tepelerin çöküp yok olmasıyla göldeki suların dağılması. Dağılan sular çevredeki birçok köyü de yerle bir ediyor. Kırlangıç Dağı ( Biz bu dağı Ayrı Dağ olarak biliriz.) eteklerinde ve Kabadurak denilen yerlerde artezyen kuyularının fışkırdığını ve bu suların çevreye çok zarar verdiğini görenler çaresiz kalırlar. Fışkıran artezyenleri kapatma formülünüde yine Geyikli Baba bulur.Koyunların yünlerini taşlara sararlar ve mancınık kullanarak atarlar ve fışkıran kuyuları kapatırlar. Çevredeki bazı vatandaşların geceleri Geyikli Baba'nın mezarının bulunduğu tepeden ışıkların göründüğünü nakletmektedirler. Yine anlatılan bir efsanede de, Timur Ordularının Geycek yakınlarında konakladığı sıralarda, Geyikli Baba’nın ordunun yemeğini karşılayıp, askerlerin tamamen doyduğunu, buna karşılık misafirperverlikten hoşlanan Timur Ordusu’nun çevreye zarar vermeden çekildiği anlatılmaktadır. Rüzgârgülleri için yapılan yoldan arkadaşlarla birlikte tepeye çıktık. Taşlarla yığılmış ve etrafı tellerle çevrilmiş iki mezarın yan yana olduğunu görüp dualarımızı okuduk. Buranın Yunus Emre’nin mezarı gibi yapılması için Kültür Bakanlığının, Kırşehir Valiliğinin bir çalışması olduğunu biliyoruz.Mucur’ da cami ve okullara yaptıkları hayırlarla tanınan, Mucurlu İş adamlarından Bademler Kolektif Şirketinin sahipleri, buranın yapımında taş, mermer ve ustalık işini üstlendiğini belirtmektedirler. Kültür ve eğitimle uğraşanlar, tarihi değerlerimiz ve tarihi eserlerimiz için biraz çaba göstermelidirler.Araştırmalarda bulunurlarsa; yeni nesillere güzel bir miras bırakmış oluruz. Çok büyük bir kültüre sahip bir milletiz. Atalarımıza ve milletimize layık olmaya çalışalım. Saygılarımla. 23.01.2015- Ali AYDEMİR- Mucur K A Y N A K L A R: 1-Aşık Hasan Nebioğlu- Hatıralarından 2-Yard.DoçDr. Mustafa Tatçı 3-Mehmet Göktürk(Müze Araştırmacısı)-Eylem Yurdakul(Sanat Tarihçisi)- RAPOR 4-Duran Erdoğan (Kırşehir Anekdotları Yazarı) 5-Derviş Ekim – Rasim Yapar (Şairler) 6-Hüseyin Öcal (Geycek Köyü Muhtarı)

 
Emre Akçaoğlu 

 
Ayçin Yalın 

Suyun döngüsü muhteşem.