İletişim
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenlik Alan Bilgisi Notları 

Kronolojik olarak Önemliler... • Sagu-ağıt-mersiye konu yönüyle ortaktır. Mersiye ölçü yönünden farklıdır. • Koşuk, sagu ve destan İslamiyet öncesi dönemde, dörtlükler biçiminde, hece ölçüsüyle ve genellikle yarım uyak kullanılarak söylenmiştir. • Yapay destanlar, doğal destan sürecinden geçmeyen yazarı bilinen destanlardır. • Orhun (Göktürk) Yazıtları 8.yy. da Orhun Irmağı kıyısında dikilen, yazılı edebiyatımızın ilk ürünleridir. • Türkler’in bilinen en eski yazılı metinleri olan “Orhun Yazıtları”, Türk adları, Türk geleneği, atasözleri, en eski Türk inancı, ölüm ve yas gelenekleri, Türk devlet yapısı, Türk sosyal yapısı… gibi konularda bize önemli derecede kaynaklık etmektedir. Tarihin taşlarla edebileştiği ve devlet adamlarının yaş yaş, tek tek halkına hesap verdiği – seslendiği bir eser olan “Orhun Abideleri”, folklor açısından da bize en iyi kaynaklardan birisidir. • Kutadgu Bilig, siyasetname olup, Yusuf Has Hacib tarafından yazılan, didaktik özellikler taşıyan alegorik bir eserdir. • Atabetü’l-Hakayık (Edip Ahmet), Divan-ı Hikmet (Ahmet Yesevi) tasavvufî eserlerdir. • Kaşgarlı Mahmud tarafından 1072 – 1074 yılları arasında oluşturulan Divan-u Lügati’t Türk, temel olarak büyük olasılıkla Türkler’in hakimiyeti altına girecek olan Araplar’a, Türkçe öğretme amaçlı olarak yazılmıştır. Temel olarak Türkçe – Arapça sözlük niteliğinde bir eserdir. Fakat folklore kaynaklık edeceği yerler de vardır. Sözcüklerin anlamlarının açıklandığı bölümlerde, sözcüğün cümle içerisinde kullanımını göstermek için şiirlerin, atasözlerinin… kullanılması, folklore kaynaklık etmektedir. • Dede Korkut Hikayeleri nedir , Oğuzların savaşlarını anlatan, destan devrinden halk hikayeciliğine geçişin ürünü olan, on iki hikayeden oluşan anonim ürünlerdir. • Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli 13.yy. da yaşayıp insanlık sevgisini anlatan tasavvufçulardır. • Risaletü’n-Nushiye (Yunus Emre), Divan-ı Kebir (Mevlana), Makalat (Hacı Bektaş-ı Veli) tasavvufu anlatan eserlerdir. • İlahi (nefes-deme), şathiye, nutuk, devriye tasavvuf şiirinin dörtlükle oluşan türleridir. • Koşma, semai, varsağı, destan aşık edebiyatı ürünleridir. Dörtlüklerle ve hece ölçüsüyle yazılırlar. Koşma, işlediği konulara göre koçaklama, güzelleme, taşlama, ağıt dörde ayrılır. • Kaygusuz Abdal ve Pir Sultan Abdal tasavvufu farklı yorumlayan kişilerdir. • Karacaoğlan, Emrah, Aşık Veysel güzelleme; Dadaloğlu, Köroğlu koçaklama türünde eserler vermişlerdir. • Seyranî (kişsel), Dertli (toplumsal) taşlama örnekleri vermişlerdir. • Mani, “aaxa” uyak düzeninde, 7’li hece ölçüsü ve tek dörtlük oluşu nedeniyle anonim edebiyatın en yaygın nazım biçimidir. Divan şiirindeki rubai ve tuyuğla ortak özelliklere sahiptir. • Olağanüstülük, kahramanlarının soylu kişilerinden oluşması, abartılı anlatım destanla masalın ortak özellikleridir. Destan milli, masal çoğunlukla evrenseldir. Destan konusunu tarihi bir gerçekten alır, masal tamamıyla hayal ürünüdür. • Eski Türk Edebiyatı’nın kaynakları şunlardır: Tarih (Kitaplar ve metinler), Edebiyat Tarihi (Kitaplar…), Nazire Mecmuaları (Özellikle 18.yy), Biyografik Eserler, Dergiler, Sözlükler, (Şuara) Tezkireler, Mesleh (Hattat Mevlevi), Şiir Mecmuaları, Bibliyografik Eserler, Ansiklopediler, Kataloglar • Gazel 5-15, kaside 33-99 beyit ve “aa xa xa xa…” uyak düzeniyle, mesnevi ise beyit sayısında sınırlama olmaksızın “aa bb cc dd …” uyak düzeniyle yazılır. • Şarkı ve tuyuğ Türk edebiyatına özgü nazım şekilleridir. • Rubai, tuyuğ, murabba dörtlüklerle oluşturulan divan şiiri nazım türleridir. • Felsefî ve dinî konuların işlendiği “terkib-i bend” de vasıta beyiti devamlı değişir. “Terci-i bend”de vasıta beyiti aynı kalır. • Gazel ve kasidede ilk beyite matla, son beyite makta, şairin adının geçtiği beyite mahlas beyiti veya taç beyit denir. • Dize sonlarındaki uyaktan başka şiirin ortasında da uyak bulunursa buna musammat gazel veya musammat kaside denir. • Münacat, naat, h,c,v divan şiirinde şiirin konularına göre aldığı isimlerdir. • Divan edebiyatında şairler hakkında bilgi veren eserlere tezkire, halk edebiyatında cönk adı verilir. • Mecalisi’n-Nafais (Ali Şir Nevai) ilk şairler tezkiresidir. • Harname (Şeyhi), 15.yy.da yazılmış hiciv türünde bir mesnevidir. • Şikayetname, Fuzuli’nin maaşını alamadığı için yazdığı mektup türündeki eseridir. • Nefi, 17.yy.da hiciv örneği “Siham-ı Kaza”; nabi, aynı yüzyılda yazdığı, didaktik eser olan “Hayriyye” ile tanınır. • Nedim ve Şeyh Galib hece ile de yazan divan şairleridir. • Katip Çelebi “Cihannüma” (coğrafya), Keşfü’z-Zünun; Evliya Çelebi, Seyahatnme; Naima, “Naima Tarihi” adlı eserleri yazan Divan edebiyatının nesir ustalarıdır. • Takvim-i Vakayi (ilk resmî gazete), Ceride-i Havadis (ilk yarı resmî gazete), Tercüman-ı Ahval (ilk özel gazete), Şair Evlenmesi-şinasi (İlk tiyatro), Telemak-Yusuf kamil Paşa (ilk çeviri roman ), Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat-Şemsettin Sami (ilk yerli roman), İntibah-Namık Kemal (ilk edebi roman), Cezmi-Namık Kemal (ilk tarihi roman), Araba Sevdası-Recaizade Mahmud Ekrem (ilk realist roman), Karabibik-Nabizade Nazım (köy konulu ilk eser), letaif-i Rivayet-Ahmet Mithat (ilk öykü), Eylül-Mehmet Rauf (ilk psikolojik roman), Mai ve Siyah-Halit Ziya Uşaklıgil ( Batılı anlamda ilk realist roman). • Tanzimat romanında yanlış batılılaşma ve cariyelik en yaygın konulardır. • Tanzimat şiirinde divan şiiri biçimleri kullanılmış, içerik değişmiştir. • Namık Kemal hem tiyatro hem roman yazmış; ancak onu asıl tanıtan vatan temalı şiirleridir. • Tahrib-i Harabat ve Takib, Namık Kemal’in Ziya Paşa için yazdığı eleştirilerdir. • Ahmet Vefik Paşa, Moliere’den Cimri, Hastalık Hastası, Kibarlık Budalası gibi tiyatroları çevirmiştir. • Ahmet Mithat Efendi’nin halka okuma zevkini aşılama düşüncesini Hüseyin Rahmi ve Halide Edep de sürdürmüştür. • Edebiyatımızın ünlü sözlükleri; Divan-ü Lugati’t-Türk, Muhakemetü’l-Lugateyn, Lehçe-i Osman ve Kamus-ı Türkî’dir. • Tanzimat edebiyatı ikinci döneminde “sanat sanat için” anlayışına dönülerek, Servet-i Fünun edebiyatına hazırlık yapılır. • R. Mahmut Ekrem “Güzel olan her şey şiire girebilir.” diyerek Muallim Naci ile kafiye tartışmasını başlatır. • A. Hamit Tarhan, Namık Kemal’in tiyatro anlayışının tersini savunur. Tiyatro tekniği iyi olmadığı için yazdığı tiyatrolar sahnelenemez. • Edebiyatımızda ölüm temasıyla meşhur şairler; Abdülhak Hamit, Cahit Sıtkı, Yahya Kemal’dir. • Servet-i Fünuncular beyit anlayışını kırarak nazımı nesre yaklaştırırlar. • Servet-i Fünun’da romanlar realizm ve natüralizmden; şiirler ise sembolizm ve parnasizmden etkilenir. • Servet-i Fünun romanı, çevre olarak İstanbul’u, karakter olarak aydınları seçer. • Tevfik Fikret, sanatının ikinci döneminde sanatı toplumun hizmetine sunar, hece ölçüsüyle yazdığı şiir kitabının ismi Şermin’dir. • “Sis”, Tevfik Fikret’in İstanbul’a hakaretlerle dolu şiiridir. • Cenab Şahabettin, parnasizm ve sembolizmden etkilenmiş, bir şiirde birden çok aruz kalıbı kullanmıştır. • H. Ziya Uşaklıgil, Balzac, Stendhal, flaubert gibi realist yazarlardan etkilenmiş; Batılı anlamda ilk realist roman Mai ve Siyah’ı yazmıştır. • H. Ziya’nın anı türündeki eserleri Kırk Yıl, Saray ve Ötesi’dir. • Hüseyin Cahit Yalçın, “Edebiyat ve Hukuk” adlı makalesiyle Servet-i Fünun dergisinin kapanmasına neden olmuştur. • Sürgüne gönderilen başlıca sanatçılar; Namık Kemal, H. Cahit Yalçın, Süleyman Nazif, Ziya Gökalp, şair Eşref, Refik Halit Karay’dır. • Süleyman Nazif ve Ahmet Hikmet Müftüoğlu dil yönüyle -sırasıyla- Tanzimat ve Milli Edebiyata bağlıdırlar. • Şık, Şıpsevdi, Mürebbiye, Metres, Kaynanam Nasıl Kudurdu Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanlarıdır. • Ahmet Rasim, İstanbul’un günlük yaşantısını sade bir dille anlatan bağımsız yazarlardandır. • Fecr-i Ati, Servet-i Fünun’u eleştirmesine rağmen onun “Sanat kişiseldir.” anlayışını devam ettirmiştir. • Milli Edebiyat, “Genç Kalemler” dergisinde yayımlanan “Yeni Lisan” adlı makaleyle 1911 yılında başlar. • Milli Edebiyat bir yönüyle halk edebiyatına dönüşür. • Ömer Seyfettin, mili ve tarihî konulu öyküleriyle tanınan yazardır. • Edebiyatımızdaki ünlü öykücüler; H. Cahit Yalçın, Ömer Seyfettin, Memduh Şevket Esendal, Sait Faik Abasıyanık, Haldun Taner’dir. • Ziya Gökalp, Türkçülüğün felsefesini yapmış, Milli Edebiyata düşünce yönüyle katkıda bulunmuştur. • Kızıl Elma, Yeni Hayat, Altın Işık Ziya Gökalp’in şiir kitaplarıdır. • Özel isimle anılan şairler; Sultanü’ş-Şuara (Şairler Sultanı)-Baki, Vatan Şairi- Namık Kemal, Şairi-i Azam-Abdülhak Hamit Tarhan, Bayrak Şairi-Arif Nihat Asya, Türk Şairi-Mehmet Emin Yurdakul… • Türk edebiyatının tarihini bilimsel açıdan işleyen Mehmet Fuat Köprülüdür. • Edebiyat tarihi yazarları; M. Fuat Köprülü, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ali Canip Yöntem’dir. • Halide Edip Adıvar, İngiliz edebiyatından etkilenir. Ateşten Gömlek, Vurun Kahpe’ye ( Kuruluş Şavaşı’nı işler); Sinekli Bakkal, Tatarcık (toplumsal konuları işler), Mor Salkımlı Sokak (hatıra) bazı eserleridir. • Y. Kadri Karaosmanoğlu, Tanzimat’la Atatürk Türkiye’si arasındaki dönem ve kuşakların geçirdiği sosyal değişiklikleri ve bunalımları işler. Tezli roman türünün ustasıdır. Kiralı Konak ( kuşak çatısması), Sodom ve Gomore (işgal altındaki İstanbul’un olumsuz yanları), Yaban (Kurtuluş Savaşı ve köylü aydın uçurumunu işler), Ankara ( Cumhuriyet’ten sonraki Ankara’nın üç dönemi) Nur Baba ( Bektaşi tekkeleri) belli başlı eserleridir. • Reşat Nuri Güntekin’in romanlarında yoğun bir Anadolu atmosferi vardır. Dili sade, karakterleri halktandır. • Refik Halit Karay, sürgünde yazdığı Anadolu konulu eserleriyle tanınır. Sürgün, Yezidin Kızı, Bugünün Saraylısı (roman), Kirpinin Dedikleri, Memleket Hikayeleri, Gurbet Hikayeleri bazı eserleridir. • Beş Hececiler Milli Edebiyatın devamı sayılır. Faruk Nafiz Çamlıbel, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç bu akımın şairleridir. • Faruk nafiz Çamlıbel, aruzla da yazmıştır. Çoban Çeşmesi, Han Duvarları adlı şiirleri ünlüdür. • Mehmet Akif Ersoy lirik-didaktik özellikteki şiirleriyle tanınır. Manzum hikayecilikte ustadır. Safahat (yedi bölüm) ünlü eseridir. • Ahmet Haşim sembolist şairdir. Şeiirlerinde anlam kapalı, düzyazılarında dili yalındır. Bütün şiirlerini aruzla yazmış, Fecr-i Ati’den sonra bağımsız olarak sanat anlayışını devam ettirmiştir. Bazı eserleri; Piraye, Göl Saatleri, Gurabhane-i Laklakan… • Yahya Kemal Beyatlı divan şiirine yeni yorum getirmiş, eski nazım biçimleriyle Batılı şiirler yazmıştır. Şiirlerinde sonsuzluğa erişme düşüncesi vardır. “Ok” şiirinin dışındaki bütün şiirlerini aruzla yazmıştır. Eserleri; Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgarıyla, Aziz İstanbul… • Yedi Meşaleciler, Beş Hececileri duygusallıkla suçlamışlar; ancak kendileri de sembolizmden etkilenmişlerdir. Z. Osman Saba, Yaşar Nabi, Muammer Lütfi Bahşi, Vasfi Mahir Kocatürk, Sabri Esat Siyavuşgil, Cevdet Kudret Solok, Kenan Hulisi Koray sanatçılarıdır. • Garip Akımı (I. Yeniciler) sanatsal anlatımdan, ölçü ve uyaktan kaçınmış sıradan insanların hayatlarını işlemiştir. • II. Yeniciler, I. Yeni Hareketine tepki olarak ortaya çıkmışlardır. Şiirde anlam kapalılığı savunmuşlar ve sürrealizmden etkilenmişlerdir. İlhan Berk, Cemal Süreyya, Edip Cansever, Ece Ayhan bazı temsilcileridir. • Ahmet Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal’in öğrencisidir. Şiirlerinde bilinçaltı, rüya ve zaman kavramı baskındır. Geçmişe özlem eserlerinin başlıca temasıdır. Huzur, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Beş Şehir bazı eserleridir. • Ahmet Kutsi Tecer, Anadolu motiflerini işler. Dergah ve Milli Mecmua’da eserleri yayınlanır. Koçyiğit Köroğlu, Köşebaşı bazı eserleridir. • Ahmet Muhip Dıranas, Fahriye Abla adlı şiiriyle meşhurdur. • Cahit Sıtkı Tarancı, ölüm, yalnızlık konularını işler. En çok bilinen şiirlerinden biri Otuz Beş Yaş’tır. • Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın en ünlü eserlerinden biri “Üç Şehitler Destanı”dır. Eser yapay bir destandır. • Cahit Külebi: Birçok şiirinde noktalama işareti yoktur. Çocuk şiirleriyle tanınır. “Türk Mavisi” eserlerinden bir tanesidir. • Nurullah Ataç: Deneme ve eleştirileriyle anılır.Devrik cümle anlayışını başarıyla uygulamıştır. “Günlerin getirdiği, Karalama Defteri” bazı eserleridir. • Gezi Yazısı Yazanlar: Evliya Çelebi (Seyahatname), Ahmet Haşim (Frankfurt Seyahatnamesi), Falih Rıfkı Atay (Yolcu Defteri), Cenap Şahabettin ( Hac Yolunda)… • Psikolojik roman: Zehra (Nabizade Nazım), Eylül (Mehmet Rauf), Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Peyami Safa) • Sait Faik Abasıyanık: Öykülerinde Adalar’ı, İstanbul’u ve sıradan insanı işler. Durum hikayecisidir. Semaver, Sarnıç, Son Kuşlar bazı eserleridir. • Necip Fazıl Kısakürek: metafizik problemleri hecenin gücüyle çok güzel anlatır. Şiir dışında tiyatro, öykü, araştırma gibi alanlarda da eserler vermiştir. Çile, Bir Adam Yaratmak bazı eserleridir. • Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı): Balıkçıları ve denizi işler. Bodrum’un antik çağlarındaki ismini mahlas olarak kullanır. • Kemal Tahir: Roman ve hikayelerinin konusunu sistemin aksayan yönlerinden alır. Bozkırdaki Çiçek, Devlet Ana, Karılar Koğuşu, Esir Şehrin İnsanları bazı eserleridir. • Bedri Rahmi Eyüboğlu; şair ve yazarlık dışında ressamdır. Karadut, Canım Anadolu bazı eserleridir. • Tarık Buğra: istiklal Savaşı’nın bilinmeyen yönlerine yeni yorumlar getirdi. Küçük Ağa, Osmancık, Siyah Kehribar, yarın Diye Bir Şey Yok bazı eserleridir. • Yaşar Kemal: Çukurova ve Toroslardaki efsanelere dayalı, toprak kavgalarını işleyen roman ve hikayeler yazmıştır. İnce Memed, Orta Direk, Sarı Sıcak, Teneke bazı eserleridir. • Orhan Kemal: Köyden kente göç ve bu göçün son uçlarını işler. 72. Koğuş, Hanımın Çitliği bazı eserleridir. • Necati Cumalı: Ege Bölgesi’ndeki köylüyü işler. Tütün Zamanı, Boş Beşik, Susuz Yaz bazı eserleridir. • Cemil Meriç: Makale, deneme, eleştiri ustasıdır. Bu Ülke,Umrandan Uygarlığa, Kırk Ambar bazı eserleridir. • Cengiz Aytmatov: Kırgız yazardır. Cemile, Gün Olur Asra Bedel, Selvi Boylum Al Yazmalım bazı eserleridir. • Klasisizm, akıl ve sağduyuya önem verir. Latin ve Yunan kaynaklarına yönelen kuralcı, yüksek zümre edebiyatıdır. Moliere, Racine, La Fontaine klasik yazarlardandır. • Romantizm, Klasisizm’e tepkidir. Kuralcılığı reddederek ulusal konulara yönelir. Zıtlıklar, ak-kara çatışması ve özellikle duygusallık ön plandadır. Victor Hugo, Goethe bazı yazarlarıdır. • Realizm, Romantizm’e tepkidir. Gerçekler gözleme dayalı olarak anlatılır. Balzac, Stendhal, Flaubert, Tolstoy, Dostoyevski ünlü temsilcileridir. • Parnasizm, realizm’in şiire yansımasıdır. Sözcüklerle manzara çizilir. • Sembolizm, kapalı şiir anlayışını savunan edebi akımdır. • Natüralizm, aşırı gerçekçiliktir. Olayların ortaya çıkışı neden sonuç ilişkisi deneylenerek anlatılır. • Edebi akımların sıralanışı: Klasisizm, Romantizm, Realizm, Natüralizm(roman akımları); Parnasizm, Sembolizm, Sürrealizm (şiir akımları) • Dünya edebiyatının tanınmış yazar ve eserlerinden bazıları: Shakespeare (Hamlet ve Otello), Cervantes (Don Kişot), Maksim Gorki (Ana), Montaigne (Denemeler), Schiller ( Wiliam Tell), Dostoyevski (Suç ve Ceza), Tolstoy (Savaş ve Barış), Mark Twain ( Tom Sawyer’in Maceraları) • Klasik trajedide karakterler yüksek tabakadandır, konu mitolojiktir. Ölüm ve yaralanmalar sahnede gösterilmez. Üç birlik kuralı (zaman, mekan olay birliği) vardır. • Klasik komedide kişiler halkın içinden, konular günlük yaşamdandır. Ölüm ve yaralanmalar sahnede gösterilir. Üç birlik kuralı vardır. • Deneme, kişisel düşüncelerin kanıtlama amacı güdülmeden aktarıldığı; fıkra, günlük olayların sade bir dille yazıldığı; makale, tezlerin kanıtlanmaya çalışıldığı; eleştiri; bir eserin bilimsel temellere dayanılarak yorumlandığı yazın türleridir. • Lirik şiir, coşkuların işlendiği; epik şiir, kahramanlık konularının işlendiği; pastoral şiir, kır ve çoban yaşamının işlendiği; dramatik şiir, acıklı durumların işlendiği; satirik şiir eleştirilerin işlendiği; didaktik şiir; öğreticiliğin işlendiği şiir türleridir. • Redif, aynı görevli ekler ve aynı anlamlı sözcüklerdir. Uyaktan sonra gelir. • Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Sebahattin Eyüboğlu, Bacon, Montaige ünlü deneme yazarlarıdır. • Bir sözcüğün hem gerçek hem mecaz anlamda kullanılması kinaye sanatını doğurur. • Hüsn-ü Talil sanatında olayın sebebi daha güzel bir nedene bağlanır. • Bilinen bir konunun bilinmiyormuş gibi davranılması Tecahül-i arif sanatını doğurur. • Sesteş sözcükler cinas sanatı yapar. • İntak (konuşturma) sanatının olduğu her yerde teşhis vardır. • Masal, evrensel; destan ulusal nitelikler taşır. • Seci, düzyazıdaki ses benzerliğidir. • Bir şairin bir şiirine aynı ölçü ve aynı uyakla yazılan şiirine nazire denir. • İlyada (Yunan), Kalevala(Fin), Nibelungen (Alman), Ramayana (Hint), Şehname (Fars) dünyaca tanınmış destanlardır. • Şarkı, tuyuğ, rubai dörtlüklerle yazılan divan şiiri nazım şekilleridir. • Dilinin ağır oluşu ve yüksek zümreye yönelişi Divan edebiyatı ile Servet- Fünun’un ortak özellikleridir. • Ağır ve sanatlı anlatım, sembollerle duyguları anlatma biçimine Sebk-i Hindi denir. Sebk-i Hindi divan edebiyatında kabul edilen bir anlayıştır. • Dacemeron hikayeleri (Bocecaeio) dünyanın ilk hikayeleridir. • Aiskhlos, Sophokles, Euripides, Aristopanes eski Yunan edebiyatının tiyatro ustalarıdır.

 
Mehmet Yılmaz 

2014 İl Müftü Yardımcısı ve İlçe Müftüleri atamaları İl Müftü Yardımcısı ve İlçe Müftüleri atamaları SINAVLAR Haberi - 01 Ağustos 2014 Cuma - 23:14 İl Müftü Yardımcısı ve İlçe Müftüleri atamaları Resmi büyütmek için üzerini tıklayın... 2014 Yılı İl Müftülüğü Yardımcıları ve İlçe Müftüleri Nakil Sonuçları 2014 Yılı İl Müftü Yardımcıları ve İlçe Müftüleri nakil sonuçlarını öğrenmek isteyenlerin https://ikys.diyanet.gov.tr/ web adresinden ulaşmaları gerekmektedir. İlgililere duyurulur. 45- Adana ili Seyhan ilçe Müftüsü Halil Uzun, Mersin İli Yenişehir İlçe Müftülüğü'ne, 44- Bitlis İli Tatvan İlçe Müftüsü Sebhetullah Kızılşah, Van İli İpekyolu İlçe Müftülüğü'ne, 43- Samsun İli Canik İlçe Müftüsü Şakir Pınar, İstanbul İli Ataşehir İlçe Müftülüğü'ne, 42- Sakarya ili Serdivan İlçe Müftüsü Aşır Durgun, İstanbul Tuzla İlçe Müftülüğü'ne, 41- Sakarya İli Adapazarı İlçe Müftüsü Sait Emin Arvas, Mardin İli Artuklu İlçe Müftülüğü'ne, 40- Sivas İl Müftü Yardımcısı Orhan Keskin, Bartın İl Müftü Yardımcılığı'na, 39- İstanbul İli Başakşehir İlçe Müftüsü Ahmet Bilgi, Manisa İli Şehzadeler İlçe Müftülüğü'ne, 38- Şanlıurfa İli Siverek ilçe Müftüsü Ahmet Hilmi Yazar, Balıkesir İl Müftü Yardımcılığı'na, 37- Aydın İli Kuşadası İlçe Müftüsü İbrahim Türedioğlu, Balıkesir İli Karesi İlçe Müftülüğü'ne 36- Mersin ili Silifke İlçe Müftüsü Bekir Kaplan, Adana İli Sarıçam İlçe Müftülüğü'ne, 35 - Mersin İli Akdeniz İlçe Müftüsü Bünyamin Akkoç, Şanlıurfa İli Siverek İlçe Müftülüğü'ne, 34- Erzurum İli Palandöken İlçe Müftüsü Mustafa BAYTAR, Kocaeli İli Darıca İlçe Müftülüğü'ne 33- Yozgat İli Çandır İlçe Müftüsü Metin AYKUT, Zonguldak İli Kozlu İlçe Müftülüğü'ne, 32- Sakarya il Müftü Yardımcısı Muhammed Suiçmez, İstanbul İli Çekmeköy İlçe Müftülüğü'ne 31- Edirne İl Müftü Yardımcısı İbrahim Memiş, Giresun İl Yardımcılığı'na, 30- Ankara İli Güdül İlçe Müftüsü Bekir ERCAN, Balıkesir İli Gönen İlçe Müftülüğü'ne, 29 - Gaziantep İli Şehitkamil İlçe Müftüsü Sabri Kütükçü, Konya İli Meram İlçe Müftülüğü'ne, 28- Tekirdağ ili Marmaraereğlisi İlçe Müftüsü Mehmet Çakır, Zonguldak İli Devrek İlçe Müftülüğü'ne, 27- Ankara İli Elmadağ İlçe Müftüsü Faruk Turhan, Ankara İl Müftülüğü Vaizliğine, 26- Bartın Kurucaşile ilçe Müftüsü Osman Zeki YAĞCI, Trabzon ili Araklı ilçe Müftülüğü'ne, 25- Gümüşhane İli Şiran İlçe Müftüsü Mevlüt ŞAHİN, Kırşehir İli Akpınar İlçe Müftülüğü'ne, 24- Kırşehir İli Akpınar ilçe Müftüsü Mustafa ARSLAN, Kütahya İli Simav İlçe Müftülüğü'ne, 23- Kırşehir İli Kaman İlçe Müftüsü Metin ARCAKLIOĞLU, Ankara İli Elmadağ İlçe Müftülüğü'ne, 22- Adana İli Çukurova İlçe Müftüsü Abdullah Demir, Kahramanmaraş İli 12 Şubat İlçe Müftülüğü'ne 21- Malatya İli Hekimhan İlçe Müftüsü Durmuş Ali Çetmi, Isparta İli Atabey İlçe Müftülüğü'ne, 19 - İstanbul Bakırköy İlçe Müftüsü Zakir Uzun, ...... İl Müftü Yardımcılığı'na, 18- Çorum Bayat İlçe Müftüsü Mukadder Arif Yüksel, Samsun Canik İlçe Müftülüğü'ne, 17- Muğla İl Müftü Yardımcısı Zekeriyya Çelik, Muğla İli Ortaca ilçe Müftülüğü'ne, 16- Eskişehir İli Çifteler İlçe Müftüsü Ali Saim Doğru, Muğla ili Milas İlçe Müftülüğü'ne, 15- Aydın İl Müftülüğü Şube Müdürü Adnan Uğur, Muğla il Müftü Yardıcılığı'na, 14- Aydın İl Müftülüğü Şube Müdürü Hulusi Kömürcüoğlu, Aydın İl Müftü Yardımcılığı'na, 13- Aydın İl Müftü Yardımcısı Salih Akcan, Aydın Efeler İlçe Müftülüğü'ne, 12- Manisa İl Müftü Yardımcısı Şakır Kırkız, Manisa Yunus Emre İlçe Müftülüğü'ne 11- Balıkesir İli Dursunbey İlçe Müftüsü Nihat Sevil, Denizli İli Merkez Pamukkale İlçe Müftülüğü'ne, 10-İstanbul Müftülüğü Vaizi Fahri Sağlık, Balıkesir İli Bandırma İlçe Müftülüğü'ne, 9- Balıkesir İli Bandırma İlçe Müftüsü Cahit Çetin, Bursa Osmangazi İlçe Müftülüğü’ne, 8- Van Çaldıran İlçe Müftüsü Mahmut TUZ, Şanlıurfa Birecik İlçe Müftülüğü'ne, 7- Niğde Çamardı İlçe Müftüsü Hayri Erenay, Mersin ili Tarsus ilçe Müftülüğü'ne, 6- Kocaeli İli Bakişkele İlçe Müftüsü İsa Aktaş, Tekirdağ Kapaklı İlçe Müftülüğü'ne, 5- Çanakkale il Müftü Yardımcısı Hasan Tanrıkulu, Bursa ili Keles İlçe Müftülüğü'ne, 4- Adana İli Karataş İlçe Müftüsü Mehmet Fidan, Nevşehir İli Avanos İlçe Müftülüğü'ne, 3- Rize ili Kalkandere İlçe Müftüsü Mustafa Erdem, Kilis İl Müftü Yardımcılığı'na, 2- Isparta il Müftü Yardımcısı Gencal Şenyayla, Denizli Merkez İlçe Müftülüğü'ne, 1- Edirne Keşan İlçe Müftüsü Süleymen Yeniçeri, Tekirdağ Merkez Süleymanpaşa İlçe Müftülüğü'ne, Kaynak : Dinihaberler.com Kaynak : Dinihaberler.com

 
Levent Kılıç 

 
TC Bahri Erdem 

Cumhuriyet gazetesinin uzun yıllar Almanya temsilciliğini yapmış, gazetenin Avrupa'daki Cumhuriyet Hafta'nın sorumluluğunu üstlenmiş Osman Çutsay, gazetenin kadrosuna yeni dahil edilen isimlere ilişkin çarpıcı bir yazı kaleme aldı. "Cumhuriyet gazetesi bitmiştir" diyen Çutsay, gazetenin Genel Yayın yönetmeni ve üst yönetimindeki İbrahim Yıldız - Hikmet Çetinkaya ikilisini de çok sert eleştirdi. Çutsay, yazısında bir benzerlik kurarak, "TKP pişmanları"nın bugün Cumhuriyet'te olduklarını ve gazeteyi de bitirdiklerini yazdı. Osman Çutsay'ın yazısının tamamını yorumsuz yayınlıyoruz: Can Dündar’dan Aydın Engin’e, ondan Murat Sabuncu, Ceyda Karan ve Özgür Mumcu’ya, hatta Ahmet Şık’a kadar uzanan son transferler, uzun bir sonbaharın kışa evrildiğini, medyada nedense ısrarla ilericiliğin gölgesine sıkıştırılan bir gazetenin artık bittiğini ilan etti. Cumhuriyet gazetesi, galiba olağan sonunu yaşıyor. Neden? Oyunu sürdürmek mümkün değil de, ondan. Bırakın elifi, kalemi görse mertek sanacak “yayın yönetmenleri ve koordinatörleri, hatta haber merkezi müdürleri”nin eline bizzat İlhan Selçuk tarafından bırakılan bir gazete, Türkiye’nin ilerici müktesebatından tümüyle çıktığını, son transferleriyle herkese ilan etti. Taraf-Radikal-Milliyet döküntülerinin elinde, bu gazetenin bir süre daha reklam gelirleri için “gerekli” o tuhaf 50 bin adetlik satış sınırında devam edebileceğini, yani birdenbire ortadan kalkmayacağını, ama 11 Ağustos sonrasında hızla da sönümleneceğini hep birlikte göreceğiz. Kuşkusuz, 11 Ağustos’tan itibaren siyasette ve medyada yaşanacak patlamaların nelere yol açabileceğini şimdiden öngörmek zor. CUMHURİYET'İN BUGÜN TÜM KREDİSİ TÜKENDİ Uzun süredir herhangi bir haberciliğe imza atmadığı bilinen Cumhuriyet’in üst yönetimi, aslında bir şikeyi merkezi bir kararla açığa çıkardığı ve ortadan kaldırdığı için tebrik edilebilir. Geri ideolojilerin 40 yıllık merkezi olarak Murat Belge ve Birikim ekibinin palazlandırdığı “sivil toplumcu” Türk gericiliğinin son başarılarından biri diyelim. Bu yoldan artık geri dönüş yok. Türkiye devrimci sosyalistlerinin değil yalnızca, Türk aydınlanmasının aşkın çocuklarının da bu gölgeden kurtulmuş olması, sevindiricidir. Bu sadeleştirme, Türkiye ilericiliğini gereksiz yere meşgul eden bir meselenin halledilmesi olarak görülebilir. Çoktandır “Hikmet Çetinkaya-İbrahim Yıldız mandırası” halini almış bir gazetenin toplu intiharına tanık oluyoruz. Bir formalite saymak belki daha doğrudur. Büyük depresyon yıllarının ertesinde, böyle bir son kimseyi şaşırtmamalıdır. Cumhuriyet, Woody Allen’in mezar taşına yazılmasını istediği notun tersine, “böyle bir sonu hak etmişti”. Özellikle 12 Mart öncesinde Doğan Avcıoğlu, İlhan Selçuk, kısmen TİP ve Dev-Genç rüzgarlarıyla ilerici bir çizgiye oynayan gazeteyi, Türk ilericiliği hep akrabası saydı. Eleştirdi, ama yakını gördü. Oysa son yıllarındaki İlhan Selçuk bile o sularda değildi. Cumhuriyet, bugün artık tüm kredisini tüketmiş ve istediği noktaya gelmiş bulunuyor. Kadro sorununu çözdüğü de ortada: Yalçın Küçük Hocamızın o müthiş polemik kitabından (“İtirafçıların İtirafları - TKP Pişmanları”) ödünç alarak söylersek, Türkiyeli ve Türkiyeci devrimcilerin iyi yüreklerinden ötürü belki gereğinden fazla önemseyip prim verdiği Cumhuriyet’te, Hikmet Çetinkaya-İbrahim Yıldız ekibi, yıllar süren bir çabayla ve iki eski TKP pişmancısı Atilla Coşkun-Akın Atalay “ekibinden” Güray Öz’ü de bir süre devreye sokarak, tabii aynı çevreden Mustafa Balbay’ın desteğini ihmal etmeksizin, gazeteyi tümüyle ele geçirdi. Şimdi, bu yönetim, siyasal etkisizliğin yanı sıra, verimsiz gerçek satış rakamlarını durdurabilmek için son bir huruç harekatı deniyor. Ama bunu Taraf’a ve onun tiraj rakamlarına bakarak yapıyor. Türkiye aydınlanmasının ilerici değerlerini daha da ileri taşıyan, Türkiye’yi “tarihsel bir anomali” olarak görmeyi reddeden, dünyadaki ve Türkiye’deki sosyalist deneyimlere dostça yaklaşan bir çizgi kazınmakta, hatta bu çizgiden, ki İlhan Selçuk’un başarısını hazırlayan bir çizgidir, intikam alınmaktadır. Böyle özetlenebilecek bu son adımı, klasik Cumhuriyet okurunun yanıtsız bırakacağını düşünebilir miyiz? Düşünebiliriz. CHP'DE YOLUN SONUNDA Cumhuriyet, tıpkı “Birinci Cumhuriyet” gibi, kadrosu (yönetenler) ile okuru (yönetilenler) arasındaki sınırlar silinmiş bir bünyedir. Her iki öbeğin algı ve değerlendirme yetileri neredeyse eşitlenmiştir. Ama asıl tuhaf olan, herkesin bildiğini kimsenin söyleyememesidir: Cumhuriyet gazetesi, “TKP Pişmanları” tarafından ve onların ellerinde sona erdirilen bir projedir. Bitti. İlericilik nokta-i nazarından ve bir formalite olarak da bitti. Tek başına değil tabii. Nitekim CHP de yolun sonunda. 11 Ağustos’tan itibaren ya yeniden kurulacak ve yüzünü Türkiye ilericiliğine dönecek ya da sönümlenecek. Aynı şeyi bir hukuk skandalıyla atıldığı cezaevinden paralı ve uysal bir ev kedisi olarak çıkmış, her tarafa gülücük ve özürler göndermeyi siyaset sanan Mustafa Balbay'lı Cumhuriyet gazetesi için de söylemek zorundayız: 11 Ağustos’tan itibaren Balbay ve partili yandaşları, önlerine çıkacakları bir kitle bulamayabilir, ama Balbay’ın gazetesinin de beklenen okur artışını göremeyeceğini şimdiden söylemek gerekir. Okur bulabilirler de, o okurun Türkiye ilericiliği ile artık hiçbir ilişkisi kalmayacaktır. Sonuçta, Taraf bile epey bir satıyor. Taraf dış haberlerinden sorumlu Ceyda Karan, herhalde boşuna Cumhuriyet’e transfer edilmemiştir. On yıllara yayılmış uzun operasyonlar dizisinin ardından yeni ve oldukça geri bir sahneyle yüz yüzeyiz. Sadece ticari başarı değil, geri planda daha soyut asıl amaç yatıyordu: Örneğin Radikal ve Taraf gazeteleri, Türk gericiliğinin ve büyük sermayenin bir ihtiyacına karşılık geliyordu; öyle kurgulanmıştı. Cumhuriyet formatını merkeze alarak Türk ilericiliğinin belini kırmayı, bu arada onu cumhuriyetçi, sosyalist, aşkın kemalist değerlerden tamamen uzaklaştırmayı hedef edinen, Türkiye’yi hep bir “anomali” olarak çizen birer nefret söylemiydi kurguladıkları. Başarılı oldular. Türk ilericiliğiyle son birkaç bağını da tümüyle koparmak istemeyen İlhan Selçuk’un buharlaşmış ilerici yönsemelerini bir süre ambalaj olarak kullanan Cumhuriyet, tamamen sahneden kaybolmadan hemen önce, bu gerici operasyonların belli başlı aktörleriyle ciddi ciddi feraha çıkacağına inanan insanların elindedir. Böyle bir “yönetici malzemesini” en iyi Stockholm Sendromu tanımlayabilir. Stockholm Sendromu, karşıtına, hatta hayatına kastedene bile âşık rehinelerin ruh halidir. Cumhuriyet, içinden kendi müktesebatına uygun bir cumhurbaşkanı adayı çıkaramayan, bunun için üç-beş milletvekili bile bulamayan ve İslamcı bir adaya oynayan “Yeni CHP” ile aynı hastalığın pençesindedir. Karşıtlarının düşkünü olmuşlardır. Pişmancılık sendromu da diyebiliriz. Bütün bunlar, normaldir. CUMHURİYET, SSCB VE 1. CUMHURİYET GİBİ BİTTİ Erdoğan Cumhuriyeti, yani bir türlü ayakları üzerine oturtulamayan gerici İkinci Cumhuriyet, yıktığı Birinci Cumhuriyet’in ertesinde tüm partileri ve eski ilerici medyayı da adam etmek zorunda olduğunu biliyordu. Bu gelişmelerin hiçbirini, elbette ve her şeye rağmen Türk ilericiliğinin uzak bir akrabası olarak ölmüş İlhan Selçuk’un öngördüğünü söyleyemeyiz. İlhan Selçuk gazeteyi Atilla Coşkun, Akın Atalay, Hikmet Çetinkaya ve İbrahim Yıldız gibi kalemsiz Gorbiler ve onların adamlarının eline bizzat bırakmakla, aslında Birinci Cumhuriyet’in, SSCB’nin ve Yugoslavya’nın yaptığını yaptı: Yönetici kadrolar, kendilerini ve kurumlarını ortadan kaldıracak olanları beslediler ve onları kilit noktalara yerleştirdiler. Meseleyi enine boyuna analiz etmek zorundayız. Yapacağız da. Ama bütün bu yaşananlara bugüne kadar Ali Sirmen, Orhan Bursalı, Emre Kongar, hele hele Şükran Soner gibi isimlerden bir tepki geldiğine tanık olan var mı? Yıllardır olmayan “yayın kurulu”nun sürece müdahale etmesini kim bekleyebilirdi? Acıdır: Ergin Yıldızoğlu, Deniz Kavukçuoğlu gibi “sol sinyal” veren isimlerden yaşananlara yönelik tek bir tepki çıkmamıştır. Uzun süre önce Korkut Boratav ve İzzettin Önder hocalarımızın, yakınlarda da Mustafa Sönmez’in onurlu tutumlarını unutmamakta yarar var. Kalanlar? Tek dertleri aldıkları üç kuruş “telif” ve köşelerini korumak olan ve elbette İbrahim Yıldız, Hikmet Çetinkaya, Hakan Kara gibi yazı ve haber yoksunu, üstelik her türlü gericiliğe teşne isimlerin elinde (“zamane Gorbileri”) oyuncak olmayı kabullenenlerin sonu iyi görünmüyor. Cumhuriyet gazetesi bitmişti. Tıpkı SSCB veya TC ya da Birinci Cumhuriyet gibi bitmişti ve bir ilan edilmediği kalmıştı. O da yapıldı. Demek ki, Cumhuriyet’in herkese solculuk dersi veren tek tük “köşecileri” de, en az okurları kadar bu muameleyi hak etmiş bulunuyor. Fakat bir sorun var: Bu Can Dündar, Aydın Engin, Murat Sabuncu, Ceyda Karan ve hatta Özgür Mumcu gibi “yazıcılar” girdikleri her yeri bitirerek çıktılar. Ama kendileri iyi kazandılar. Benzer bir kader Cumhuriyet’in son döneminde neden yaşanmasın? Biten veya bitirecekleri bir Cumhuriyet’e mi geldiler? Bütün kartların yeniden karılacağı, sadece siyasette değil, medyada da yeni ve daha etkili ilerici atılımların yaşanacağı bir zamana giriyoruz. Dolayısıyla, böyle bir ölümü hak eden Cumhuriyet için gereğinden fazla üzülenlere iyi düşünmelerini öneriyoruz. “Pişmanlar” dedik. Bunlar, sadece eski, yani 70’lerdeki TKP’nin, daha doğrusu “Nabi Yağcı TKP’si”nin değil her yerin pişmanlarıdır, meslekleri budur; bunlar en çok ve en hırslı bir biçimde içinden çıktıkları direnci satarlar. Kim gelecekti? Cumhuriyet’e, eski TKP’nin şanlı ve her gericiliğin “hık deyicisi” başpişmanlarından Aydın Engin, Taraf sorumlusu Ceyda Karan, Milliyet-Tempo bürokratı Murat Sabuncu, Radikal yazarı Özgür Mumcu veya nedense pek bir pohpohlanan İsmail Saymaz ile Türk solunu bir türlü beğendiremediğimiz, Ergenekon rezaletine “o pek zamanlı kitabıyla” destek veren Ahmet Şık gibi isimler gelmeyecekti de, her nasılsa Cumhuriyet içinde kalmış tek tük gerçekten yazar niteliği taşıyan redaktörler veya dışarıdaki devrimci ve çalışkan gazeteciler mi gelecekti? Tıpkı CHP gibi: Ekmeleddin İhsanoğlu gelmeyecekti de Emine Ülker Tarhan veya Birgül Ayman Güler mi gelecekti? Türkiye solu ve ilerici yayıncılığımız, hiç değilse bir konuda kendini rahatlamış hissedebilir: Cumhuriyet’le artık uğraşması gerekmeyecek. Fakat “TKP Pişmanları”nın boğazladığı Cumhuriyet'in bu sönümlenme sürecini ayrıntılarıyla analiz etmek yine de boynumuzun borcudur. Çünkü anlatılan, Türkiye’nin hikayesidir. Döneceğiz. Geçen yıl apansız, Akın Atalay-İbrahim Yıldız pervasızlığının ve bayağılığının açtığı yarayla uğraşırken kaybettiğimiz sevgili Uğur Hüküm’ümüzü anmak için de döneceğiz. Burada veya başka yerlerde... Osman Çutsay

 
Mehmet Nuri Guler 

 
Orhan Çelik 

Orhan Çelik Orhan Aydın Emrah Çelik Sezgin Semra Doğdu Dürdane Dogdu Aydın

 
Eylül Kitabevi-Akçay 

 
Bülent Erdik 

 
Şakir Şen 

 
TC Sevinc Sari Kusoglu 

 
Zülfiye TaKır 

Beni bu adama götürüüüün hadi bana sürpriz organizasyon yapın benim haberim olmasın ama :)) Rukiye Takır Merve Aydemir Fatma Aydın Can Aydemir