İletişim
Orhan Aydın 

 
Fatih'in Torunu 

Kim bu Wilson! NATO Zirvesi'nde gördük ki ABD, İngiltere, Fransa, Almanya yani bütün mahalle "Kim "Kim kurdu bu IŞİD'i?" diye soruyor! 09 Eylül 2014, 10:43 Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aylar sonra ABD Başkanı Obama ile görüşmesi yine çok kişiyi rahatsız etti! Biden'la konuştuğu zaman "Artık hiç araları düzelmeyecek!" diye umut içinde olanlar şimdi de "Görüştüler ama bizimkiler hoşaf gibi çıktı! Belli ki istediklerimiz olmadı" diye niyet okuyorlar! Peki, gerçekte ne oldu? Bu sorunun cevabı o görüşmeler sırasında alınan bir kararda gizli! Bu karar, Amerika'nın Erdoğan'dan ve Ankara'dan vazgeçemeyeceğinin göstergesi! Nasıl mı? Anlatalım! Ama önce kadrajı genişletelim! Dünyanın önde gelen özel sermaye fonu olan ve CIA iştiraki KKR'nin kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Henry Kravis Columbia Üniversitesi'ne 100 milyon dolar bağış yaptı! Neden Columbia? - Columbia Üniversitesi 1754 yılında Büyük Britanya Kralı II. George tarafından, Kralın Okulu (King's College) adıyla kuruldu. - Amerikan Bağımsızlık Savaşı'ndan sonra, 1784 yılında ismi Columbia Üniversitesi olarak değiştirildi. - Columbia Üniversitesi, ABD, New York, Manhattan Morningside Heights'ta kurulmuş olan bir özel Amerikan üniversitesidir. - New York eyaletinin en eski, Amerika kıtasının ise 5. eski üniversitesidir. - Amerikan Devrimi'nden önce kurulan 9 üniversiteden biridir. - Umman, Pekin, İstanbul, Paris, Bombay, Santiago ve Nairobi'de 7 merkezi vardır. - Columbia her yıl Pulitzer Ödülleri'ni kazananları belirler. - Dünyada en çok Nobel Ödülü kazanmış akademisyene sahip okuldur. Bu sayı, 2013 itibariyle 98'di... Üniversite gerçekten çok başarılıdır! Bunu da mezun ettiği isimlere bakarak çok rahat görebilirsiniz! Üniversitenin mezunları arasında Amerikan Yüce Mahkemesi'nde görev yapan 9 hakim vardır! Forbes listesinde ilk 100'de yer alan 24 milyarder bu okul mezunudur! 25 Oscar ödülü Columbia'ya gittiği gibi, 29 devlet başkanı, 18 başbakan ve 3 ABD Başkanı da buradandır! Tanıdığımız yerli isimler de vardır! Nobel ödüllü Türk yazar Orhan Pamuk, Ekonomiden Sorumlu Devlet eski Bakanı ve BM Kalkınma Programı eski Başkanı Kemal Derviş Columbialı'dır! Dünyaya ün salan okulun MOTTOSU da ünlüydü! In lumine Tuo videbimus lumen... SENİN NURUNLA NURLANACAĞIZ! Nurlananlar arasında ünlü Türk doktoru Mehmet Öz de vardı! Ayrıca çok önemli işlere imza atan Ali Sabancı ve Ömer Koç da bu okuldandı!.. Bu, üniversitenin kısa tanıtımıydı! Peki, bizle ne ilgisi vardı? NATO Zirvesi'nde gördük ki ABD, İngiltere, Fransa, Almanya yani bütün mahalle "Kim kurdu bu IŞİD'i?" diye soruyor! Mahmutpaşa'dan gelenler kurmadığına göre işin içinde iş vardı! Bu üniversiteye 100 milyon dolar bağışlayan KRAVIS'in ailece görüştüğü ve aralarından su sızmayan isim CIA eski BAŞKANI David Petraeus'tu! Galiba bağışın yapıldığı programa da birlikte katıldılar! Petraeus, Ortadoğu'da IŞİD'i kuran isimdi! Arkasında da Kravis vardı! Ve MİT'in düzenli olarak takip ettiği 49 rehinemiz vardı! Obama'ya rağmen birileri bunları yapmakta hiç geri durmuyor! Devamlı söylediğim gibi asıl savaş Amerika'nın kendi içinde! Peki bu anlattıklarımın Erdoğan-Obama görüşmesinden çıkan sonuçla ne ilgisi var? Şimdi oraya geliyoruz! Mücadelenin ne kadar büyük olduğunu anlamamız için önce TERS AKIMI anlattım! Galler'deki zirvede Erdoğan ile Obama uzun zaman sonra bir araya gelse de çok önemli bir kararda uzlaştılar! Ricciardone'den sonra boşalan ABD'nin Ankara Büyükelçiliği koltuğuna John Bass'ın gelmesi gecikti! İmzaya takıldı! Obama tam bu arada Ricciardone'nin verdiği hasarı azaltmak ve hızla tamire gitmek için Ross Wilson'u geçici maslahatgüzar olarak tayin etti! Wilson belki de şimdiye kadar Ankara'da görev yapan elçiler arasında James Jeffrey ile birlikte en başarılı olan isimdi! Ricciardone'nin TÜRKİYE'NİN DÖNÜŞÜMÜNÜN ÖNÜNDE ENGEL OLDUĞU "SIR" DEĞİLDİ! Oturup kalktığı isimler ve gruplar belliydi! Aydın Bey'i ve gazetecilerini çok severdi! Kemal Kılıçdaroğlu'nun ABD'deki temasları için de araya girdiği iddialar arasındaydı! Erdoğan'ın hastalığı ile en çok ilgilenen görevliydi! Ne hikmetse hep kaybedene oynadı! Oysa Wilson, Edelman ve Jeffrey çok büyük işleri ellerine yüzlerine bulaştırmadan halletmişlerdi! Neyse, Ross Wilson'a dönelim! AK Parti 2007'de Cumhurbaşkanı adayı olarak Abdullah Gül Bey'i çıkardı! İşte Abdullah Bey'in ismiyle birlikte ABD Ankara Büyükelçiliği'nde fazla mesai başladı! Daha önceden bu ismi not eden Wilson hemen düğmeye bastı! Denklemi bozmak için ilk adımlarını peş peşe attı! Cumhurbaşkanlığı seçiminde çıkacak olan krizi tetikleyen asıl karakterdi! Ama hiç kimse görmedi, bilmedi! Wilson iki partinin iki önemli ismiyle kimselere takılmadan bir araya geldi! Bu görüşmeler önce yapıldığı için hiç kimse Meclis'e girmeyen partilerin Wilson'dan etkilenmiş olabileceğini düşünmedi! Oysa YOL o zaman belirleniyordu! Abdullah Bey aday gösterildiği gün gereği yapılacaktı! İki lider "TAMAM!" dedi! Kriz de böyle başladı! Deniz Baykal, CHP Genel Başkanı olarak krize büyük destek verdi! Anayasa Mahkemesi safahatı ve peşpeşe yaşanan gerilimler bunun sonucuydu! 27 Nisan Muhtırası da hesaba dahildi! İleride yazılacak! Çok şey yaşandı o dönem! Konumuz Wilson! ABD Büyükelçisi, aldığı emir gereği Abdullah Bey'in karşısındaydı! Washington, Abdullah Bey'i KÖŞK'te görmek istemiyordu! Tıpkı Deniz Bey gibi! Bu olaylar yaşanırken hiç kimse BÜYÜK DENGELER üzerinden insanların rollerine bakmıyor ve analiz etmiyordu! En fazla uzaklaşıp gittiğimiz yer ASKER oluyordu! Bütün faturayı onlara kesmek kolayımıza geliyordu! Oysa gerçek, perdenin arkasındaydı! Wilson açık açık Abdullah Bey'e karşıydı! Bunu da yaptıklarından çıkarıyorum! Ama çok önemli bir ayrıntı vardı! Wilson ya da bu emri ona iletenler Tayyip Erdoğan'la ilgili hiçbir olumsuz bir fikre sahip değildi! AK Parti içinde bile bunu görecek çok adam yoktu! Amerikan Devleti kendi içindeki mücadelesinin bir sonucu olarak Erdoğan'ın yanında, Gül'ün karşısındaydı! Ricciardone ise tam tersi bir konumdaydı! Zaten bu da yaptıklarına bakınca net olarak ortaya çıkıyordu! İnsanları DUYGULARLA değil de YAPTIKLARIYLA ele aldığınızda tablo çok açıktı! İşte o dönem ROSS WILSON'IN YAPTIKLARINI BİLEN Washington, şimdi kendisine yeni bir sayfa açmak için görev veriyor! Yazılanlara bakmıyorum! Çünkü siyasetçiler bile bu DENGELERİ bilmiyor! Bu nedenle yenilen operasyonların faili yakalanamıyor! Ross Wilson'ın gelişi Erdoğan'ın ve Türkiye'nin daha da yükselişidir! Washington'un, Türkiye olmadan bölgede olamayacağının net işaretidir! Cumhurbaşkanlığı krizinde başrol oynayan ve anında her gelişmeyi ABD'ye bildiren Wilson'ın gelişinin amacı bu! Ricci'nin açtığı yaralar temizlenecek ve Ankara koşar adım gidecek! Yani Obama koordinatlarını açıkça ortaya koydu! İçeridekiler anlamasa da Erdoğan'ın yanında! Türkiye'siz olmuyor çünkü! Benden söylemesi! Ergün Diler Önemli Hatırlatma! Sayın okurumuz, Yorumlarda dikkatli davranmanız, yasalara uygun bir üslup kullanmanız, gerekmektedir. Kişilik haklarına saldırı sayılabilecek yorumlarınızı bir kez daha dikkatlice gözden geçirmenizi tavsiye ederiz. Dunyavegercekler.com yorum sahipleriyle alakalı, resmi kurumlar tarafından istenmesi halinde ip adreslerini vermekle yükümlüdür. Önemle hatırlatırız!.. Saygılarımızla... Tüm Yorumlar (0) Facebook Yorumları Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aylar sonra ABD Başkanı Obama ile görüşmesi yine çok kişiyi rahatsız etti! Biden'la konuştuğu zaman "Artık hiç araları düzelmeyecek!" diye umut içinde olanlar şimdi de "Görüştüler ama bizimkiler hoşaf gibi çıktı! Belli ki istediklerimiz olmadı" diye niyet okuyorlar! Peki, gerçekte ne oldu? Bu sorunun cevabı o görüşmeler sırasında alınan bir kararda gizli! Bu karar, Amerika'nın Erdoğan'dan ve Ankara'dan vazgeçemeyeceğinin göstergesi! Nasıl mı? Anlatalım! Ama önce kadrajı genişletelim! Dünyanın önde gelen özel sermaye fonu olan ve CIA iştiraki KKR'nin kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Henry Kravis Columbia Üniversitesi'ne 100 milyon dolar bağış yaptı! Neden Columbia? - Columbia Üniversitesi 1754 yılında Büyük Britanya Kralı II. George tarafından, Kralın Okulu (King's College) adıyla kuruldu. - Amerikan Bağımsızlık Savaşı'ndan sonra, 1784 yılında ismi Columbia Üniversitesi olarak değiştirildi. - Columbia Üniversitesi, ABD, New York, Manhattan Morningside Heights'ta kurulmuş olan bir özel Amerikan üniversitesidir. - New York eyaletinin en eski, Amerika kıtasının ise 5. eski üniversitesidir. - Amerikan Devrimi'nden önce kurulan 9 üniversiteden biridir. - Umman, Pekin, İstanbul, Paris, Bombay, Santiago ve Nairobi'de 7 merkezi vardır. - Columbia her yıl Pulitzer Ödülleri'ni kazananları belirler. - Dünyada en çok Nobel Ödülü kazanmış akademisyene sahip okuldur. Bu sayı, 2013 itibariyle 98'di... Üniversite gerçekten çok başarılıdır! Bunu da mezun ettiği isimlere bakarak çok rahat görebilirsiniz! Üniversitenin mezunları arasında Amerikan Yüce Mahkemesi'nde görev yapan 9 hakim vardır! Forbes listesinde ilk 100'de yer alan 24 milyarder bu okul mezunudur! 25 Oscar ödülü Columbia'ya gittiği gibi, 29 devlet başkanı, 18 başbakan ve 3 ABD Başkanı da buradandır! Tanıdığımız yerli isimler de vardır! Nobel ödüllü Türk yazar Orhan Pamuk, Ekonomiden Sorumlu Devlet eski Bakanı ve BM Kalkınma Programı eski Başkanı Kemal Derviş Columbialı'dır! Dünyaya ün salan okulun MOTTOSU da ünlüydü! In lumine Tuo videbimus lumen... SENİN NURUNLA NURLANACAĞIZ! Nurlananlar arasında ünlü Türk doktoru Mehmet Öz de vardı! Ayrıca çok önemli işlere imza atan Ali Sabancı ve Ömer Koç da bu okuldandı!.. Bu, üniversitenin kısa tanıtımıydı! Peki, bizle ne ilgisi vardı? NATO Zirvesi'nde gördük ki ABD, İngiltere, Fransa, Almanya yani bütün mahalle "Kim kurdu bu IŞİD'i?" diye soruyor! Mahmutpaşa'dan gelenler kurmadığına göre işin içinde iş vardı! Bu üniversiteye 100 milyon dolar bağışlayan KRAVIS'in ailece görüştüğü ve aralarından su sızmayan isim CIA eski BAŞKANI David Petraeus'tu! Galiba bağışın yapıldığı programa da birlikte katıldılar! Petraeus, Ortadoğu'da IŞİD'i kuran isimdi! Arkasında da Kravis vardı! Ve MİT'in düzenli olarak takip ettiği 49 rehinemiz vardı! Obama'ya rağmen birileri bunları yapmakta hiç geri durmuyor! Devamlı söylediğim gibi asıl savaş Amerika'nın kendi içinde! Peki bu anlattıklarımın Erdoğan-Obama görüşmesinden çıkan sonuçla ne ilgisi var? Şimdi oraya geliyoruz! Mücadelenin ne kadar büyük olduğunu anlamamız için önce TERS AKIMI anlattım! Galler'deki zirvede Erdoğan ile Obama uzun zaman sonra bir araya gelse de çok önemli bir kararda uzlaştılar! Ricciardone'den sonra boşalan ABD'nin Ankara Büyükelçiliği koltuğuna John Bass'ın gelmesi gecikti! İmzaya takıldı! Obama tam bu arada Ricciardone'nin verdiği hasarı azaltmak ve hızla tamire gitmek için Ross Wilson'u geçici maslahatgüzar olarak tayin etti! Wilson belki de şimdiye kadar Ankara'da görev yapan elçiler arasında James Jeffrey ile birlikte en başarılı olan isimdi! Ricciardone'nin TÜRKİYE'NİN DÖNÜŞÜMÜNÜN ÖNÜNDE ENGEL OLDUĞU "SIR" DEĞİLDİ! Oturup kalktığı isimler ve gruplar belliydi! Aydın Bey'i ve gazetecilerini çok severdi! Kemal Kılıçdaroğlu'nun ABD'deki temasları için de araya girdiği iddialar arasındaydı! Erdoğan'ın hastalığı ile en çok ilgilenen görevliydi! Ne hikmetse hep kaybedene oynadı! Oysa Wilson, Edelman ve Jeffrey çok büyük işleri ellerine yüzlerine bulaştırmadan halletmişlerdi! Neyse, Ross Wilson'a dönelim! AK Parti 2007'de Cumhurbaşkanı adayı olarak Abdullah Gül Bey'i çıkardı! İşte Abdullah Bey'in ismiyle birlikte ABD Ankara Büyükelçiliği'nde fazla mesai başladı! Daha önceden bu ismi not eden Wilson hemen düğmeye bastı! Denklemi bozmak için ilk adımlarını peş peşe attı! Cumhurbaşkanlığı seçiminde çıkacak olan krizi tetikleyen asıl karakterdi! Ama hiç kimse görmedi, bilmedi! Wilson iki partinin iki önemli ismiyle kimselere takılmadan bir araya geldi! Bu görüşmeler önce yapıldığı için hiç kimse Meclis'e girmeyen partilerin Wilson'dan etkilenmiş olabileceğini düşünmedi! Oysa YOL o zaman belirleniyordu! Abdullah Bey aday gösterildiği gün gereği yapılacaktı! İki lider "TAMAM!" dedi! Kriz de böyle başladı! Deniz Baykal, CHP Genel Başkanı olarak krize büyük destek verdi! Anayasa Mahkemesi safahatı ve peşpeşe yaşanan gerilimler bunun sonucuydu! 27 Nisan Muhtırası da hesaba dahildi! İleride yazılacak! Çok şey yaşandı o dönem! Konumuz Wilson! ABD Büyükelçisi, aldığı emir gereği Abdullah Bey'in karşısındaydı! Washington, Abdullah Bey'i KÖŞK'te görmek istemiyordu! Tıpkı Deniz Bey gibi! Bu olaylar yaşanırken hiç kimse BÜYÜK DENGELER üzerinden insanların rollerine bakmıyor ve analiz etmiyordu! En fazla uzaklaşıp gittiğimiz yer ASKER oluyordu! Bütün faturayı onlara kesmek kolayımıza geliyordu! Oysa gerçek, perdenin arkasındaydı! Wilson açık açık Abdullah Bey'e karşıydı! Bunu da yaptıklarından çıkarıyorum! Ama çok önemli bir ayrıntı vardı! Wilson ya da bu emri ona iletenler Tayyip Erdoğan'la ilgili hiçbir olumsuz bir fikre sahip değildi! AK Parti içinde bile bunu görecek çok adam yoktu! Amerikan Devleti kendi içindeki mücadelesinin bir sonucu olarak Erdoğan'ın yanında, Gül'ün karşısındaydı! Ricciardone ise tam tersi bir konumdaydı! Zaten bu da yaptıklarına bakınca net olarak ortaya çıkıyordu! İnsanları DUYGULARLA değil de YAPTIKLARIYLA ele aldığınızda tablo çok açıktı! İşte o dönem ROSS WILSON'IN YAPTIKLARINI BİLEN Washington, şimdi kendisine yeni bir sayfa açmak için görev veriyor! Yazılanlara bakmıyorum! Çünkü siyasetçiler bile bu DENGELERİ bilmiyor! Bu nedenle yenilen operasyonların faili yakalanamıyor! Ross Wilson'ın gelişi Erdoğan'ın ve Türkiye'nin daha da yükselişidir! Washington'un, Türkiye olmadan bölgede olamayacağının net işaretidir! Cumhurbaşkanlığı krizinde başrol oynayan ve anında her gelişmeyi ABD'ye bildiren Wilson'ın gelişinin amacı bu! Ricci'nin açtığı yaralar temizlenecek ve Ankara koşar adım gidecek! Yani Obama koordinatlarını açıkça ortaya koydu! İçeridekiler anlamasa da Erdoğan'ın yanında! Türkiye'siz olmuyor çünkü! Benden söylemesi! Ergün Diler

 
TC Kenan Akkuş 

 
Orhan Aydın 

 
Orhan Aydın 

 
Orhan Aydın 

 
Orhan Aydın 

Selahattin ozdemirle aramizda sira daglar dinlemekte

 
Orhan Aydın 

Adam Meditasyona para veriyor. Meditasyon, Ettehiyyatü oturuşunun çakması. Meditasyon parayla , NAMAZ ise bedava..

 
Orhan Aydın 

 
Orhan Aydın 

 
Orhan Aydın 

Bu gece pempe duşlerim senin için..